Korkutucu olmak

Adana Oto Kiralama Şirketleri Adana Rent A Car

2020.10.24 20:18 hdbilisim Adana Oto Kiralama Şirketleri Adana Rent A Car

Adana Oto Kiralama Şirketleri Adana Rent A Car

Adana Araç Kiralama

Adana oto kiralama firmaları; Adana'da araç kiralamak, en iyi araçları en iyi fiyatlarla almak demektir. Size piyasadaki en uygun fiyatlardan bazılarını sunduğumuzda, bu, daha düşük bir araç alacağınız anlamına gelmez. Adana oto kiralama şirketleri ile, mümkün olan en düşük fiyatlara en yüksek oranlı bir araba kiralayacağınıza güvenebilirsiniz. Aynı zamanda saatlik araç kiralama, günlük araç kiralama, haftalık araç kiralama, aylık araç kiralama kampanyalarımızdan faydalanabilirsiniz.

Adana oto kiralama şirketleri

Adana Mini Van Minibüs Kiralama

Bir grup veya aileyle seyahat ediyorsanız, bir yolcu minibüsü veya minivan kiralamayı düşünün. Çok sayıdaki van seçeneklerimizden birini kiraladığınızda, tek araçta 15 kişiye kadar güvenle taşıyabilirsiniz.

Adana Tek Yön Araç Kiralama

Adana'ya uçuyorsanız, ancak eve dönmeden önce başka bir şehre gitmeniz gerekiyorsa, tek yönlü bir araç kiralamayı düşünün. Tek yönlü bir kiralama ile, Adana'daki kiralık arabalarımızdan birini alıp ülke çapındaki herhangi bir Budget lokasyonuna iade edebilirsiniz.

Adana SUV Araç Kiralama

Hem yolcu hem de kargo alanı için yeterli miktarda Adana SUV'larından birini kiralayın.

Adana Uzun Dönem Araç Kiralama

Adana oto kiralama şirketi olarak uzun süreli araç kiralama alarak Adana'da uzun süreli konaklamalarda tasarruf edin. Uzun süreli bir araç kiralama ile, aracınızı kiraladığınız süre ne kadar uzun olursa, o kadar çok tasarruf edersiniz. Ve on bir aya kadar uzun vadeli kiralama alabilirsiniz!

Adana Lüks Araç Kiralama

Adana lüks araç kiralama iste r biraz kaslı bir araba isteyin, isterse sadece deri koltuklar ve fazladan diz mesafesi olsun, sizin için lüks bir aracımız var. Daha tatlı sürüşlerimiz arasında BMW, Mercedes, Chevrolet Corvette, Jaguar F-Type Coupe ve Dodge Charger bulunuyor.

Adana lüks araç kiralama

Adana Havaalanı Oto Kiralama

Adana havaalanı oto kiralama şirketleri ile Şakirpaşa havalimanında aracınız hazır olsun!

Adana şakirpaşa havaalanı oto kiralama şirketleri
Adana oto kiralam şirketi il kiralık aracı aldığınızda verimli bir şekilde dolaşmak için güvenilir ulaşımın olması önemlidir. Sakinleri bunu biliyor ve ziyaretçiler çok çabuk öğreniyor. Şehri ziyaret edenler için görülecek ve yapılacak çok şey var. Adana rent a car birkaç ilçeye bölünmüştür ve her birinde çeşitli turistik yerler, oteller ve restoranlar bulunmaktadır. Bir ilçeden diğerine taksiyle ulaşım, yolculuk başına kolayca 100 dolardan fazla tutabilir. Toplu taşıma daha ucuzdur, ancak o kadar fazla zaman alır ki ziyaretçiler genellikle seyahatlerinin çoğunu otobüs veya metroda geçirirler. Kişisel ulaşım ile gezi listesindeki her noktayı kontrol etmek mümkündür. Adana'da kiralık araç ile yolculuk zaman aldığından araç kiralamak önemlidir. Neyse ki, ziyaretçilerin GPS sistemli bir araba kiralama seçeneği var, bu nedenle Büyük Elma'da kaybolma konusunda endişelenmenize gerek yok.
Birlikte çalışmak için bir araba kiralama şirketi seçmek, göz korkutucu bir görev gibi görünebilir. Adana rent a car şirketleri yardım etmek için burada. Adana araba kiralama için internette arama yaparak saatler harcamanıza gerek yok. Böyle bir araştırma pek çok sonuç getirecek olsa da tüketici dostu bir firma ile çalışmak önemlidir. Adana araç kiralama firmaları, iyi bir araç seçimi ve aralarından seçim yapabileceğiniz en düşük fiyatlar sunmaktan gurur duyar. Sitenin basit arama aracı ile, istenen seyahat tarihleri ​​için hangi kiralık araçların müsait olduğunu görmek sadece birkaç saniye sürer. Birkaç basit fare tıklamasıyla rezervasyon yapılabilir. Adananın en iyi oto kiralama firması, uygun rezervasyon hizmeti sunmanın yanı sıra en iyi fiyatları sunuyor. Bazı rezervasyon siteleri ve kiralama şirketlerinin resmi Web sitelerinin çoğunun fiyatları daha yüksektir.
Bırakın Adana ucuz araç kiralama şirketi en iyi fırsatları bulmanın zor işiyle ilgilensin. Araç seçme konusunda yardım için, telefon, Skype veya canlı sohbet yoluyla dost canlısı bir personel ile iletişime geçin. Adana oto kiralama şirketleri arasında nazik ve hızlı hizmet sunmaktan gurur duyar. Tüm sorulara açığız, bu nedenle lütfen bir müşteri hizmetleri temsilcisiyle iletişime geçmekten çekinmeyin. Seyahat planlamak sıkıcı bir iş olduğundan, Adana rent a car güvenilir ulaşım bulmanın basit bir süreç olması gerektiğini düşünüyor. Yolcuların endişelenmesi gereken tek şey, hangi araç türünü seçecekleridir. Adana oto kiralama konusunda, müşterilere her tür araba, kamyon, SUV, kamyonet ve lüks araca erişim sağlar. Bütçesi kısıtlı ziyaretçiler için harika seçenekler olan birkaç yakıt dostu araç seçimi de vardır. Adana rent a car şirketi, müşterilerine en düşük kiralama fiyatları sunmanın yanı sıra ek indirimler de sunuyor. Büyük şirketler promosyon kuponları ve ücretsiz ürünler sunduklarında, Adana araba kiralama bunları bulur. Bu fırsatlar sitede sürdükleri sürece mevcuttur. Adanada araç kiralama arayarak zaman kaybetmek yerine, bırakın Adana oto kiralama şirketi işi sizin için yapsın.
Adana kiralık araba istasyonu, çok özel bir hizmet yelpazesine sahip bir Adananın en gelişmiş araç filosuna sahip şubesidir. Ayrıca sizin için küçük ve büyük kamyonlarımız var, örneğin bir Mercedes Vito. Rezervasyon sırasında yalnızca araç kategorisini garanti edebileceğimizi unutmayın.

Adana ucuz araba kiralama ve minibüs kiralama

Adana oto kiralama ile seyahat bütçenizi çeşitli şekillerde kaydedebilirsiniz. Adana Araç kiralama firması bir yandan yakıt tüketimi düşük araçlara büyük önem verirken, diğer yandan kiralama yaparken zaten tasarruf etme imkanına sahipsiniz. Örneğin rezervasyonunuzu çevrimiçi yaparsanız, her zaman en son fırsatlardan yararlanabilirsiniz. Ayrıca aracınızın tam kira bedelini peşin öderseniz de fiyat indirimi alacaksınız.

Adana'da minibüs araç kiralama

Büyük mobilya parçalarını taşımak isteyip istemediğinize veya ticari amaçla bir minibüse ihtiyacınız olduğuna bakılmaksızın: onu Adana oto kiralama ile bulacaksınız. Tabii ki, güçlü minibüsler hobiler ve eğlence için de idealdir. Bahçe işleri için büyük spor malzemeleri, malzemeleri veya aletleri için yeterli alan sunarlar. Çeşitli boyut sınıflarındaki panelvanlar ve Sprinters güvenilirdir ve sıkı bir bakım programına tabidir. Adana minibüs kiralama hakkında daha fazla bilgi edinin .

Adana minibüs vito kiralama

Çok çeşitli kiralık araçlar

Adana yeni 2021 model kiralık araçlar, her durum için ideal bir kiralık araca sahiptir. Örneğin, standart bir kiralık arabada en fazla beş kişi konaklayabilir. Ancak bir sonraki aile kutlaması veya iş arkadaşlarınızla bir gezi için dokuz kişiye kadar ağırlayabilen büyük bir minibüs kiralayabilirsiniz. Adana oto kiralama firmaları ile SUV'leri ve arazi araçları sağlam ve güçlüdür. Doğaya bir sonraki geziniz için ideal koşulları sunarlar. Kurumsal SUV'lar hakkında daha fazla bilgi edinin .
Türkiye' nin en büyük şehirlerinden biri olan Adana, modern, çok kültürlü metropollerden engebeli kayalık manzaralara, geniş ormanlar ve kuzey kıyılarında beyaz kumlu plajlara kadar çok çeşitli bölgesel spesiyaliteler sunmaktadır. İster bir şehir molası, ister uzun süreli bir rahatlama ve macera tatili planlamış olun: Adana Kiralık bir araba ile konaklamanızı özel bir deneyime dönüştürmek için tam konforun ve esnekliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Adana'da ucuz kiralık araba bulmama nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Adana'daki en iyi araç kiralama şirketlerinin tümü ile çalıştığımız için, sadece kendiniz için veya tüm aileniz için tek bir gün veya bütün bir ay için araba kiralayın, kiralamanızda size büyük tasarruflar sunabiliriz. Adana oto kiralama şirketleri üzerinden Adana'da araba kiralama ararken, aramanızı en ucuz arabaların ilk sırada görünmesi için sıralayabilirsiniz.

Adana içinde en iyi araç kiralama şirketleri hangileridir?

İnsanlar "en iyi" nin ne anlama geldiği konusunda hemfikir olmayabilir, ancak biz size doğru kararı vermeniz için bilmeniz gereken her şeyi anlatmak için buradayız.
Peki bir kiralamada aradığınız en önemli şey nedir? Tezgahta yardımcı hizmet? Havaalanında karşılama mı? Dolu ila Dolu yakıt politikası? Bakımlı, lekesiz bir araba mı? Yoksa en büyük faktör fiyat mı?
Aradığınız ne olursa olsun, tüm ayrıntıları Arama Sonuçları sayfamızda bulacaksınız. Başkalarının her şirketin iyi ve kötü yanları hakkında neler söylediğini öğrenmek için derecelendirmelere ve incelemelere göz atmayı unutmayın.
En iyi ipucu: Aramanızda ince ayar yapmak için Arama Sonuçları sayfamızdaki filtreleri kullanın, böylece yalnızca tüm kutuları gerçekten işaretleyen arabaları görürsünüz.

Ekonomi İlk İsmimizdir

En önemli önceliklerimizden biri, sunduğumuz her paketi müşterimizin tam ihtiyaçlarına göre ayarlamaktır. Her zaman ihtiyaçlarınıza göre deneyiminizi geliştirebilecek ve tatillerinizden veya iş seyahatinizden en iyi şekilde yararlanmanıza yardımcı olacak çeşitli seçenekler sunuyoruz.

Adana'da oto kiralama konusunda Güvenli Ve Kolay Rezervasyon Yapın

Akıllı rezervasyon motorumuz, ihtiyaçlarınıza uygun en iyi fiyatı, araba kategorisini, ekstraları, özel teklifleri ve indirimleri arar. Bugün yalnızca küçük bir ön ödeme ile güvenli bir şekilde çevrimiçi rezervasyon yaptırabilir ve geri kalanını masaya vardığınızda ödeyebilirsiniz!

Adana Şakirpaşa Havalimanı'nda araba kiralama Adana oto kiralama ile çok kolay.


Adana şakirpaşa havalimanı araç kiralama
Adana havaalanı oto kiralama konusunda güler yüzlü hizmet, yeni arabalar ve düşük fiyatlar günlük teklifimizin bir parçasıdır. İster iş ister eğlence için bir araba kiralamak isteyin, ister bir arabaya ister bir minibüse ihtiyacınız olsun, Adana oto kiralama sizin için Şakirpaşa Havalimanı kiralık araca sahiptir.
Adana oto kirakama, araç kiralama acentesi olan Adana rent a car airport hizmetinizde olmaktan mutluluk duyar. Her zaman yanınızda ehliyet, geçerli bir kredi kartı ve ek kimlik belgesi (yurt dışından kiralıyorsanız pasaport gibi) getirmeyi unutmayın.
Adana oto kiralama şirketi olarak, araç kiralamanın çevresel etkilerini anlıyoruz. Bu nedenle, bir sürdürülebilir geliştirme programını hevesle benimsedik ve Şakirpaşa airport sertifikalı taahhütlere sahip ilk araba kiralama şirketi olmaktan gurur duyuyoruz.

Kurumsal koronavirüs salgını sırasında oto kiralama faaliyete devam ediyor mu?

Evet. Kurumsal, kritik ulaşım ve kişisel mobilite ihtiyaçlarını karşılamak için mevcut olan temel bir hizmet oyuncusudur. Bir araca ihtiyaç duyanlara yardım etmek ve acil servisler, kamu hizmetleri, lojistikçiler ve yerel makamlar dahil olmak üzere ön saflarda müdahale ekiplerini malları, insanları taşıma çabalarında desteklemek için varız. ve bu küresel sağlık krizi sırasında temel hizmetler. Bağlı kalıyoruz ve dolaşmanıza yardımcı olmaya hazırız.

Mevcut kiralama süreci nasıl gidiyor?

Adana araba kiralamak için hem müşterileri hem de çalışanları korumak adına araç kiralama sürecimizi değiştirdik. adana oto kiralama acentesi içerisine müşteri akışını önlerken, sosyal mesafeye saygı duymak ve ihtiyaçlarınıza hızlı cevap vermek için müşterilerimize mümkün olduğunca acente otoparkında hizmet veriyoruz.
Tarifelerimiz, bir sonraki geziniz için ihtiyacınız olan her şeyi içerir. Arabayı bir gün, hafta sonu, bir hafta veya daha uzun süre kiralamak isteyip istemediğiniz önemli değil - bizimle iyi bir fiyat-performans oranı garanti edilmektedir. En sevdiğiniz saati, yeri ve aracı seçin ve rezervasyonunuzu çevrimiçi olarak kolayca tamamlayın. Stres yok ve gizli ücret yok.
Adana Ucuz Araç Kiralama
Adana Lüks Araç Kiralama
Adana Otomatik Vites Araç Kiralama
Adana Jeep Kiralama
Adana Minibüs Kiralama
Adana Şoförlü Araç Kiralama
Adana Vip Transfer
Adana Havaalanı Oto Kiralama Hizmeti
  • Aladağ otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Ceyhan otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Çukurova otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Feke otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • İmamoğlu otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Karaisalı otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Karataş otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Kozan otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Pozantı otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Saimbeyli otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Sarıçam otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Seyhan otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Yumurtalık otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Yüreğir otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Aladağ Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Ceyhan Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Çukurova Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Feke Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • İmamoğlu Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Karaisalı Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Karataş Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Kozan Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Pozantı Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Saimbeyli Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Sarıçam Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Seyhan Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Yumurtalık Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Yüreğir Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Aladağ Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Ceyhan Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Çukurova Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Feke Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • İmamoğlu Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Karaisalı Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Karataş Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Kozan Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Pozantı Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Saimbeyli Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Sarıçam Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Seyhan Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Yumurtalık Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Yüreğir Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Aladağ Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Ceyhan Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Çukurova Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Feke Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • İmamoğlu Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Karaisalı Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Karataş Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Kozan Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Pozantı Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Saimbeyli Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Sarıçam Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Seyhan Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Yumurtalık Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Yüreğir Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Aladağ Havaalanı Transfer Şirketi
  • Ceyhan Havaalanı Transfer Şirketi
  • Çukurova Havaalanı Transfer Şirketi
  • Feke Havaalanı Transfer Şirketi
  • İmamoğlu Havaalanı Transfer Şirketi
  • Karaisalı Havaalanı Transfer Şirketi
  • Karataş Havaalanı Transfer Şirketi
  • Kozan Havaalanı Transfer Şirketi
  • Pozantı Havaalanı Transfer Şirketi
  • Saimbeyli Havaalanı Transfer Şirketi
  • Sarıçam Havaalanı Transfer Şirketi
  • Seyhan Havaalanı Transfer Şirketi
  • Tufanbeyli Havaalanı Transfer Şirketi
  • Yumurtalık Havaalanı Transfer Şirketi
  • Yüreğir Havaalanı Transfer Şirketi
  • Aladağ minibüs kiralama firması
  • Ceyhan minibüs kiralama firması
  • Çukurova minibüs kiralama firması
  • Feke minibüs kiralama firması
  • İmamoğlu minibüs kiralama firması
  • Karaisalı minibüs kiralama firması
  • Karataş minibüs kiralama firması
  • Kozan minibüs kiralama firması
  • Pozantı minibüs kiralama firması
  • Saimbeyli minibüs kiralama firması
  • Sarıçam minibüs kiralama firması
  • Seyhan minibüs kiralama firması
  • Tufanbeyli minibüs kiralama firması
  • Yumurtalık minibüs kiralama firması
  • Yüreğir minibüs kiralama firması
  • Aladağ SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Ceyhan SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Çukurova SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Feke SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • İmamoğlu SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Karaisalı SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Karataş SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Kozan SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Pozantı SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Saimbeyli SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Sarıçam SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Seyhan SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Tufanbeyli SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Yumurtalık SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Yüreğir SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Aladağ Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Ceyhan Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Çukurova Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Feke Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • İmamoğlu Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Karaisalı Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Karataş Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Kozan Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Pozantı Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Saimbeyli Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Sarıçam Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Seyhan Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Tufanbeyli Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Yumurtalık Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Yüreğir Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Aladağ Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Ceyhan Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Çukurova Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Feke Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • İmamoğlu Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Karaisalı Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Karataş Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Kozan Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Pozantı Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Saimbeyli Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Sarıçam Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Seyhan Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Tufanbeyli Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Yumurtalık Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Yüreğir Vip Araç Kiralama Hizmeti

Adana kiralık Citroen Elysee Benzinli Manuel fiyatları

Adana Peugeot 301 Benzin Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Fiat Linea Dizel Manuel fiyatları

Adana Citroen Elysee Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana Peugeot 301 Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana Dacia Duster Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık aile aracı Dacia Lodgy Dizel Manuel 5 Kişilik kiralama fiyatları

Adana kiralık Hyundai Accent Blue Dizel Otomatik kiralama fiyatları

Adana kiralık Renault Megane Dizel Otomatik fiyatları

Adana kiralık Fiat Linea Benzin Manuel fiyatları

Adana Dacia Duster Otomatik Dizel araç kiralama fiyatları

Adana kiralık Dacia Lodgy Dizel Manuel 7 Kişilik aile aracı kiralama

Adana kiralık Peugeot 3008 Dizel Otomatik kiralama fiyatı

Adana kiralık Renault Symbol Dizel Manuel fiyatları

Adana Renault Clio HB Benzinli Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Renault Symbol Benzin Manuel fiyatları

Adana kiralık araç Dacia Sandero Benzin Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Fiat Egea Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Fiat Fiorino Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Citroen C3 Benzin Otomatik kiralama fiyatları

Adana kiralık Volkswagen Passat Dizel Otomatik araç kiralama fiyatları

Adana kiralık Peugeot 5008 Dizel Otomatik 7 Kişilik araç kiralama fiyatları

Adana kiralık BMW 3.20 Dizel Otomatik araç kiralama fiyatları

Adana kiralık BMW 5.20İ Benzin Otomatik oto kiralama fiyatları

submitted by hdbilisim to u/hdbilisim [link] [comments]


2020.10.05 18:06 ArsenicW Kırmızı Oda

Bir başka yarındı bugüne uyandığı. Çalar saatin o’nda takılı kalması, durdurmuştu on’da zamanı. Susturmuştu odanın duvarlarında yaşamakta olan haykırışları, her biri başka bir insanın yankısı, başka bir geleceğin sanrısıydı. Hazırlamalıydı kendini, ‘’Bugün büyük gün!’’ diyerek kaldırmalıydı bedenini ve çeki düzen verilmiş olmalıydı hisleri. Histeri bir şekilde de olsa terketmeliydi kimliği, bu kez başka biriymiş gibi davranmalı, uzaklaşmalıydı. Gandhi’nin öldüğü sene, Polaroid çıkartırken ilk şip şak makinesini, bunun bir mucize olduğunu tekrardan yinelemeliydi dudakları; tarihte ilk kez bir kamera, fotoğrafları anında basabiliyor, yakalıyordu zamanın ritmini, unutmana izin vermiyordu ne de olsa her şeyi. Sağ omzunu dolabın yanındaki odaya çevirdiğinde çehresi; koyu perdelerin içerisinden sızmayan parıltı, gölgelendiriyordu her bir kareyi, odanın kapısı altından vuruyordu loş ışığın rengi:
Kırmızıydı, kızıla çalan, çatlamış bir dalga boyu; akıyordu anılarından, pıhtılaşıyordu odada ve yıkanıyordu günahlarla. Küçük yaşta başlamıştı kana olan susamışlığın ızrarı aslında. Cumhuriyet Köprüsü’nün epey uzağında, Tavşantepe’de atılan adımlar yoruyordu yokuş yukarı. Küçük adımları vardı kadının; sırtını örten saçlarından salınan güneşin parlaklığı ve hayaller kurduracak kadar gerçek bir gülümsemenin hatları. Göz kapaklarında saklanan ışığın sokakları aydınlatması ve dağıtıyor olmasıydı karanlığı. Cennet ve cehennemi aynı anda yaşatan varlığı ve inançsız bir kimse için Tanrı’nın ispatı gibiydi getirdiği baharı. Yalnız hep kıştı onun için hayatı ve kıyısında yer alıyordu bir dehlizin, uzuyordu gözlerinde.
Aralandığında kapakları o günde, ‘’Değiştim,’’ diyerek uzanıyordu öğütülmüş kahve çekirdeklerine. O esnada duvardaki rafların en ulaşılmaz köşesinde, George Dickel bakıyordu şişeden, kömür filtrelerinden dökülüyordu Tennessee nehrine. Bir kez göz göze gelmelerinin ardından, çevirdi başını pencereye ve eline aldığı fincanı götürdü dudaklarına yeniden. Sıhhiye metrosu geçiyordu; raylardaki titreşim sarsıyordu daireyi, dün uyandığında Maltepe peronları çarpıyorken gözüne, kapalı bir hava, bulutlu bir gök yüz sıkmıştı elini tanışmak istercesine, dercesine idi bu yüzden tüm gelgitler. Yirmi dokuzunca ayetinde o surenin, birlikteydi kadının adı ve o eşsiz gürültüsüyle gökler. Galena kutusunda yer alan neşter ve yanı sıra bisturi uçları zeminde. ‘’Ardımda bırakmamalıyım,’’ dedi öncesinde, bir gece ötesinde gördüğü rüyayı aklına getirdiğinde, o kapının açılmaması gerektiğini biliyordu içten. Nevroz sarıyorken kaygıları, sahnelendi zihninde en köhne köşeye bırakılmış rüyanın kalıntıları. Bir hıçkırık sesine uyanıyordu üçü geçtiğinde yelkovan ve akrep yeni tamamlıyordu zodyağı. Vega boğulurken eflatuna, kaldırıyordu bedenini yatağı, yaklaşıyordu yüzü tavana, çevrilmiyordu sağa ya da sola. Kırmızı odanın eşiğinden, çürümüş et kokusuyla beraber akıyordu kanlar. Hıçkırık sesi bir uğultu halini almıştı o an; bir kaç yıl önce kaybettiği teyzesi, babası ve halası gelmişti aklına. Sadece biri olsa da gözyaşlarında, başka bir boyuttan yardım alabileceğini düşünmüş olabilirdi bakıldığında. Kıpırdayamıyordu, bir halatla bağlanmış gibiydi limana, havada asılı duran bedeni hareket edemiyordu. Bir güç çevirerek yüzünü, bir yanardağdan yayılan lavlar gibi ilerleyen kanın koyuluğuna bakmasını istiyordu. O esnada boynundaki kıkırdak dokunun sesini dahi hissetmişti, bir reçel kavanozunun döndürülerek açılıyor olmasındaki tınıya benzerdi. Bir kaç amperdi, vücudundaki akımın şiddeti, içindeki korku ile büyüyor, büyüdükçe de küçülüyordu gözleri, bakmak istemiyordu daha fazla. Aynı güç buna da engel olmalıydı ki, pıhtılaşmış kan yükselerek bir yüz halini alıyor ve gözlerini ayıramıyordu ondan. Tanıdıktı adam; belirmekte olan sima yabancı değildi asla. ‘’Seni tanıyorum,’’ demeye kalkıştığında, henüz çözünmemişti dudakları ve gürültü eşliğinde yerçekimi çalışmaya başlamış, düşmüş, kapaklanmıştı yüzü koyun halıya, kan banyosundan farksızdı dört duvar. Ayağa kalkmak istemişti, zemin o kadar kaygan olmalıydı ki, yalnız birkaç başarısız girişimdi denediği. Esnemekteydi kemikleri, bir epilepsi hastası gibi gerilmekte olan vücudu, sersemletmişti hisleri. Difteri olmuşçasına güçlük çekiyordu yutkunmakta ve lenf bezleri şişkin, konuşamıyordu asla. Çıkmalıydı kabustan; bu eski yapıdaki apartman dairesinden çıkmanın tek yolu koridora açılan kapı olmasına rağmen, kırmızı oda aralanıyordu o esnada, artıyordu çığlıklar zihninin kalabalık ortamlarında. Bir bütün halini alan kan parçacıkları, gördüğü sima dışında bir bedene bürünüyordu o an. Uyanmalıydı; vitrinin üzerindeki ayna yere düştüğünde irkildi önce, kesik bir parçayı eline aldığında ise aklını kaybedecek gibi hissetti kendisini göremeyince. Ardında yükselen bir beden ve aynada gördüğü bir başkası, ona ait olan hiçbir şey yoktu o rüyada, başka bir aklın çıkmazı olmalıydı bu yansıma.
Çıkardı, attı o geceyi kafasından; bisturi parçalarını toparladı önce, özenle yerleştirdi kutusuna. Düzenledi nevresim takımını ardında ve kırmızı odanın asma kilitini kontrol etti tekrardan. Amerikan mutfağın üzerinde yer alan fincan ve kupaları yerleştirdi yerine ve koridora açılan kapıya dokunduğunda, son kez baktı geriye. Her şey tamamdı, çıkardı bedenini daireden ve uzandı güneşin yakıcı nefesine.
Ardında anahtarlar temas etti kapının kilidine, aralandı geceye, içeri uzandı adamın bedeni ve sert bir biçimde kapattı kapıyı. George Dickel’ı aradı gözleri, bulduğunda bir kadeh, kullanmayı bile düşünmedi. Acılığı hissetti içinde, yanmayı; yakılmayı düşledi ertesinde, toprağın üzerine örtülmesinden, yavaşça çürüyecek olmasındansa, alevin maviliğinde parlamalı, erimeliydi. Tükeniş bir okyanusun derinliğinde olsa da, boğulmaktansa ateşlerin içerisinde olmayı yeğledi. Gözleri aradı neşteri, bulamıyorsa da nereye koyduğunu, aramak için onu üşendi. Bakındı etraflıca, ‘’Ay bu gece daha parlak,’’ diyerek kapattı perdeyi, pencerenin eşiğinden ise rüzgar fısıldıyordu adeta ve rahatsız ediyordu düşünceleri. Düşleri bir yandan, düşledi kadını o anda. Asma kilide takıldı gözleri, ‘’Garip şeyler oluyor,’’ diyerek kaldırdı bedenini, birkaç uğraş ile açmayı denedi. Luka yedide bahsedilirdi ve dirilmişti biri, Ra’d suresinde de anlatıyordu diyerek, kadının anahtarı nereye koyabileceğini düşündü sesli, bir sinir harbinin ötesinde, kadının bu denli grift olmasınaydı sözleri. Özveri, özünde sahip olduğu bir nitelik değildi, kaçışların ve tembelliğin izlerini taşırdı adamın zihni. Gizli de değildi; kırmızı odanın içerisinde yer alan ilahi gücü hissetmişti. Bir yaşamı ellerinde tutuyor olmak, önce Tanrı’yı yaratmak ve ardında yok etmek hepsini. Göz kapağının üzerinden beyne ulaşarak, söküp çıkarmak ilahi kudreti, fikirleri ve kimliği. Limbik lobun içerisinde yer alan tüm o zayıflığı köreltmek ertesi. Bu yüzden açılmalıydı o kapı ve bu sebeple bulmalıydı anahtarı. İlk doğduğu gece canlanırken zihninde, asla vazgeçmemeli, bırakmamalıydı doğuşları.
Şahit olmuştu; bir Ekim gecesinde ıssızdı sokağı, yanmıyordu lambaları ve ıslaktı kaldırımları. Siyah puantiyeli eteğin üzerinden, tunik bir gömlek salınıyordu adamın. Kaçınıyordu sorulardan; yanında otuzlarında bir genç, gecelerin ne denli korkutucu olduğundan bahsediyordu ona. O sıra, evin hemen sokağın sonunda olduğunu belirtmiş ve bir kahve eşlik edebilir demişti akşama. Üç ya da dört damlaydı fincanda; en geç beş dakika içerisinde gencin gözleri derin bir uykyuya dalacak ve açılmayacaktı bir daha.
Kırmızı oda; birkaç metrekare içerisine sığdırılmış dünyalar, fotoğralar ve anılar. Fırınlanmış gürgen ağacı ve pas tutmayan krom, çelik ayakları. Tahtanın üzerine yatırılmış bir beden ve öncesinde dizlerinden kopartılmış uzuvları. Solunda odanın duvarında, lekeleri kanların, sağında yaşamın kıyısında, şapeli Dali’nin ve ayini sonbaharın. Son akşam yemeği Salvador’da ve Washington sanat galerisinde sergilenen bir tablodandı aktarım. Sapma noktasının çok uzağında bisturi parçaları ve lobotomi için gerekli bir çekiç ve buz kıracağı. Hazırdı, adam gecenin o dehşet verici saatlerine ulaşmadan, ‘’Fulton haklı, saflaştırmalıyım insanı,’’ diyerek gencin şakağından, uzandı odalarına aklının. Bir hastalıktı her birinde, yayılıyordu; zihnin en köhne yerlerine gizlenerek, kirletiyordu fikirleri, bir Pazar ayininde görülüyordu. Nefret örtüyordu üzerini; bir kadını seviyorsa da kadın, hastalıktı yalnız, bir rahibi öldürüyorsa da adam, çıkarıp, kopartılmalıydı bu lanet ansız. Dahası vardı; bir korkuysa şeytani her bedenden, bir sevgiyse haddinden fazla gösterilen, yok edilmeli, alınmalıydı zihnimizden. Freeman gibi, önce göz yuvasından girmeliydi buz kıracağı içeriği, ardında beynin ön lobundaki korteksin kesilmesi gerekirdi. Arınmaktı geçmişten ve kurtulmaktı bir hastalık olarak adlandırılan her etkiden. O esnada tepkiden müzdaripti genç beden, lokal anestezi dahi uygulanmamış, antipsikotik bir ilaçtan dahi alınmamıştı yardım. İlk gecesiydi adamın, dikkatsiz ve dağınıktı sanrısı. Tanı koymuş olsa da insanlığa, tartamamıştı ne noktaya kadar gideceğini ve nerede durması gerektiğini bilmiyor gibi davranmıştı ertesi, bu yüzden küçük kırmızı odanın, Keller projesini yaşatmak için, ufak, sanayi tipi bir fırını vardı. Odanın kapısı aralandığında, tam olarak karşında yer almakta, kapağını açabilmek için ise, biraz eğilmeliydi bir yanı. Heimolen kadar olmasa da ocağı, Gent’in çok uzaklarında yaşamı sonlandıran bir başka mimariydi yapısı. Parçalamalıydı; başarsızlığın ardında önce ayaklar, ardında kollar yakılmalı, yanmakta olan uzuvların turuncuya dönerek harlamasını izlemeliydi bakışları. İlk kez uyanmıyordu biri ve arınması için tamamen kül olmalı diye düşünürdü adamın zihni. Belki küllerinden doğacak bir Anka, ya da Aralık’ta tekrar dirilecek olan bir Mesih düşüncesiydi hata. Hala günahlarından kopartmak için uğraşıyor olsa da her birini, ellerindeki kanın kokusu çıkmıyordu asla ve unutamıyordu o geceyi. Başarısız bir lobotomi ardında, anatomiyi de incelemek istemiş ve yanlışlıkla kan banyosuna çevirmişti evi. Farklı bir hazzın üzerinde oluşturduğu hissi, erişilmesi güç bir zevkin doruklarını yaşar gibi dillendirmiş ve kalbin tadının nasıl olduğunu dahi merak etmişti. Dahmer tadın fleminyonu andırdığını söylemiş olsa da, Sagawa tatsız ve tuzsuz olduğundan yakınmıştı zamanında, Nelson gibi barbekü sosuna ihtiyacı olabileceğini dahi düşünmüştü adam. Kırmızı odada tanrıyı oynuyor olsa da, şeytanı hiç getirmemişti aklına; hiçliği bu denli enjekte etmeye çalışırken kurbanlarına, bir amacı vardı, bir doğum için birilerinin son verilmeliydi yaşamına. Bulmalıydı anahtarı, yoksa yozlanmış bir topluma gösteremeyecekti ışığı, kırmızıydı.
Kızıla çalan, tarif edilemeyen bir rengin yoğunluğuydu aksanı; dönüyordu çarkları, yeni bir ruhun daha kurtarılması gerekiyordu odada, kadının saklamış olduğu anahtardı cenneti dünyaya getirecek olan. Adamın ak düşmüş sakallarından dökülüyordu çavdar, bir iki damla, şişede durduğu gibi durmuyordu asla. Koridora çıkacak ve merdivenlerin hemen yanında bulunan yangın dolabındaki baltayı alacak ve biraz gürültü olmasına izin verecekti ardında. Odanın kapısına vurduğu her darbe ile kutsal bir gücün içine dolduğunu hissedecek ve uzanacaktı bir meleğin kanatlarına. Durmadı adam, defalarca yükseldi göğe balta ve bir hışımla saplandı kapıya, parçalara ayırdı. Göz bebeklerinde büyüyen delilik, aklını kaçırmış bir insanın bakışlarından çok daha fazlasıydı. Tanrısıydı bu küçük dünyanın; gecenin karanlığına, odanın ardına araladı kapıyı ve içeri girdi sanrıları.
Güneş doğdu batıdan o esnada, ardından koridora uzanan kapı açıldı kadın tarafından. Zeminde kırık cam parçaları ve yanı sıra halının üzerinde boş bir viski şişesi, mutfağın yanına bırakılmış kavanozlar ve içinde bilyeye benzer yansımalar. Sonuna kadar açıktı oda, kilidi ile beraber duruyordu halıda. Bir hışımla koşuyordu cama, perdeyi açıyordu sonuna kadar. Biraz daha aydınlık, soluyabileceği kadar temiz bir hava yoktu bakıldığında, nefesi dahi kokuyordu odanın. Çürüdüğünü hissediyordu kadının bir yanı, bir tarafı hala orada, ürkek bakışlar ile yaklaşıyordu odaya. Dün gece gördüğü başka bir kabus geliyordu aklına, başka bir yaratık peşini bırakmayan. Bir polaroid makina ardında, çekilmiş fotoğraflardı duvarda asılı duran.
Gözlerini açıyordu henüz sabah olmadan; tıpkı bugününde var olduğu gibi, gecesinde de kırık kapı, elinde bir balta, ancak çalışmıyordu yangın alarmı. Kasap tahtasının üzerinde durmakta olan bir uzvuydu insanın, yarımay şeklindeki lunuvalar kazınmış ve uca doğru kıvrımlar oluşturmuştu kanca tırnağı. Gürgene kapaklanmış şekilde duran elin, eskikti bir kaç parmağı. Çokça zamanını almamıştı kesilmiş ve köşeye atılmış diğer parçaları bulması. Fotoğraflara bakmıştı sonrasında, nedense pek şaşırmış gibi görünmüyordu rüyada. Bir çok erkek bedeni vardı tonlamada, kimi siyah, kimi beyazdı ışığın yoğunluğunda. Yüzleri olmadığı için çıkaramamıştı hiçbirini, hayal dahi edememişti kimliklerini. Salvador Dali’nin tablosuna baktıkça asılı karelerin üzerinde, mandalların daha sanatsal bir görsel oluşturduğunu düşünmüş, küçüklüğünde de yaptığı gibi, parmaklarının üzerine yerleştirmişti herbirini. Bir kukla sanatçısını andırırcasına oynatıyordu eklemlerini, gezindiriyordu odada. Koparılmış ele dokunduğunda ise teni, kendisini, sağındaki fırının sıcaklığına kaptırmıştı bakışları. Bir anne yüreği gibi, ısıtmıştı benliğini, sanki arkasında yükselen bir opera, salınmasını, dans etmesini istemişti. Süzülmesini; bir sonbahar yaprağı gibi ayrılmasını dallarından, sürüklenmesini rüzgarla. Bir önceki gecede gördüğü o kabusa karşın, mutlu bir tablonun içerisinde yer alıyor, sanki mutluluktan yerden kesiliyordu ayakları ardında. Ancak kısa sürmüştü bu furya; ‘’Hatırla,’’ diye yükselen bir ses duymuştu kabusta, arkasında, daha öncesinde olduğu gibi kanların arasından yükseliyordu bir adam. Tekrarlıyordu uğultuyu, ‘’Hatırla,’’ dedikçe vuruyordu duvarlara, savruluyordu kırmızı odanın dar ağacında. ‘’Ra’d, beni serbest bırak!’’
Tekrar irkilmesine sebep oldu bu yafta, rüyayı atarak aklından, yavaşça yakınlaşmasını sürdürdü odaya. Birkaç anı karışıyordu, karşılaşıyordu bir kaldırımın diğer ucunda, kararsız, kararlı bir tutum eşliğinde ilerliyordu oraya. Adımları eşiğine geldiğinde kapının, duraksamıştı kadın; bir bilinmezliğin içine dalmak, karanlığın koynuna sarılmak gibiydi her atım. Fotoğraf karelerinde yer alan cesetler, neredeydi şimdi? Yoksa bu ufak çaplı krematoryumun içerisinde mi erimişti, küllere mi dönüşmüştü her biri? Kök hücreleri alınarak o kimselerin, tekrar vücuda enjekte etmenin ardında yer alan, başarısız bir diriltme girişimi miydi yoksa kefensiz alevlendirilmesi? Yanıt bulamıyordu, belki kaçındığı, asla görmek istemediği kimliklerden, sahte anılar oluşturuyordu. Tanrı’yı oynamak, onu bir oyuncağa dönüştürüyor, El Hazret’in çıldırmasındaki gibi, bir başka dünya ile iletişim kurduğunu düşündürüyordu. Bir yanımsama doğrultuyordu belini, Nostradamus, ‘’Su hareketleniyor, limbe eteğinden ayağa, büyük bir korku, içten bir ses, farklı bir titreme, ilahi ışık, kutsal haber artık yanımda,’’ diye söylenirken harlıyordu bir anda alev fırında. Sonuna kadar açık perdeler kapanıyordu o anda, bir güç itiyordu kadını odanın karanlığına. O kırık, paramparça kapı, nasıl olduysa, bedenin içeri girmesiyle kapanıyordu arkasından. İlk gecesindeki gibi, o loş kırmızının içindeydi şimdi; bilmediği bir dildi kulaklarında, mandallar ile asılmış fotoğralar düşüyordu ayaklarına. Her birinin arkasında ibranice yazılar vardı baktığında, ‘’Hayom, etmol,’’ gözlerine çarpandı, dün aslında bugün ve birdi Tanrı’nın evi; kitapları, herbiri onun eseriydi yalnız. Çınlıyordu kulaklarında çığlıklar, ‘’Kama zman ata nish’ar?’’ ve yanıt veriyordu kadın uğultuya: ‘’Çok kalmayacağım,’’ diyordu o esnada. Deprem oluyorcasına sarsılıyordu bedeni, kırmızı odanın duvarlarından çıkmaya çalışıyordu ölülülerin neferi, tırnak gıcırtıları duyuluyordu, sanki duvarın içerisinde yaşıyordu herbiri. Tüm o korkunç anılar sarıyordu çevresini; bir otel odasında ölü bulunan büyük eniştesi ve masasında açık kalmış yeni ahit, kanonik incili Luka, yedinci parafın ışığında, öldüğünde geri gelmeyen bir başka yaşam. Kadının zihnindeydi onlar, tüm ölülerin onunla yaşadığını düşündürüyordu aklına, türlü oyunlar oynuyordu şeytan ve sarılmasını sağlıyordu aldanmaya. Bir ses duyuyordu kapının ardından, biri, sanki birileri zorluyordu açmaya. Tiz bir adam sesi, ‘’Nereye saklamış olabilir anahtarı?’’ diye inletiyordu içeri. Geriye çekildi, kendi omuzları düştü üzerine, sarıldı kendisine kadın, kapadı gözlerini sessizce.
Gecenin karanlığına, odanın ardına aralandı kapı, bir sanrı, henüz teşhis koyulmamış bir vakada yer aldı adamın adı; kadına baktı, kadınsa ona.
Adam kanlar içerisindeyken akşamında, göz bebekleri dokundu yalnızlığa. Her birimizin içinde vardı yaşattığı bir başka, bir biz daha. Kadına baktı, kadınınsa kapandı gözleri ardında.
submitted by ArsenicW to okuryazar [link] [comments]


2020.10.01 14:41 sargibezifabrikasi Tırnakta batma nasıl önlenir? Evde tırnak batması nasıl tedavi edilir? İşte doğal ve bitkisel tedavi yöntemleri

Tırnak batması yaygın olarak görülen bir problemdir. Genellikle kalıtımsal olarak ortaya çıksa da bazen yanlış uygulamalar sonucu gelişebilir. Parmakta kızarıklık, ağrı, şişlik ve iltihaplanma gibi şikayetler görülür ve bu sorunlar yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Tırnak bakımı hakkında bazı ipuçlarını sizler için haberimizde bir araya getirdik... Tırnakta batma nasıl önlenir? Evde tırnak bakımı nasıl yapılır?
Hidrofil Sargı Bezi Fabrikası 0507 996 6199 Fiyatları Toptan
Sargı Bezi Fabrikası - https://sargibezifabrikasi.com/
Metronom Müzik - https://www.metronomusic.com/
Akustik Sahne İstanbul - https://akustiksahneistanbul.com/
Kemençe Kursu http://www.kemence.com.t
Tırnak batması sorunu eğer çok şiddetliyse kişilerde ayakkabı giyinmekte zorlanma, çoraplarda kirlenme, apse ve iltihap gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle ayak parmaklarda meydana geldiğinde aşırı ağrılara ve günlük yaşamda zorlayıcı bir sürece neden olabilir. Tırnak batması sorunun önüne geçmek için alınabilecek bazı önlemler bulunur. Eğer tırnak batması önemli ölçüde ilerlemişse cerrahi müdahale gerekebilir. Peki tırnak batması neden olur? İşte tırnak batmasını önleyen bazı ipuçları…

TIRNAK BATMASI NEDEN OLUR?

SIKI AYAKKABI GİYİNMEK
Sıkı ve rahatsız ayakkabılar giyinmek tırnak batmasını tetikleyen en önemli faktördür. Ayak numarasına uygun olmayan ayakkabılar giyinmek, uzun süre ayakta kalmak, ayakları zorlamak tırnak batmasına neden olan başlıca nedenlerdir.
TIRNAKLARI YANLIŞ KESMEK
Tırnak keserken yapılan en büyük hatalardan biri tırnağı çok aşırı ya da derinden kesmektir. Bu tırnağınızın derinize batmasına ve dolayısıyla acı hissine neden olur. Bunun yanı sıra parmağı bir yere çarpma sonucu ortaya çıkan bazı kazalar batık tırnaklara neden olabilir.
MANİKÜR VE PEDİKÜR İŞLEMLERİ
Manikür ve pedikür uygulamaları bakımlı tırnaklar için gerekli olsa da işlem esnasında yapılan sert müdahaleler kadınlarda tırnak batmasının yaygın nedenleri arasında yer alır.
ORANTISIZ UZAYAN TIRNAKLAR
Genetik bir problemden dolayı oluşurlar. Uzayan tırnaklar tırnak yatağına göre daha büyükse tırnakta batma problemi ortaya çıkabilir.
TIRNAK BATMASINI ÖNLEMEK İÇİN BAZI İPUÇLARI
* Tırnaklarınızı kısa kesmemeye özen gösterin. Özellikle köşe kısımlarını keserken tırnağı dik bir şekilde bırakmadığınızdan emin olun. Yan kısımları oval kesebilirsiniz.
* Ayaklarınızı ıslak tutmamaya özen gösterin.
* Ayaklarınızı sıkan dar ve sivri burun ayakkabılardan mümkün olduğu kadar kaçınmaya dikkat edin.
* Dolaşım problemi yaşıyorsanız ya da kendi tırnaklarınızı kesemiyorsanız hijyen kurallarına önem veren bir yerde pedikür yaptırmaya dikkat edin.
* Tırnaklarınız kendiliğinden içe doğru büyüyor ve iltihaplı tırnak batması sorunu yaşıyorsanız bir uzmandan yardım almanızda fayda bulunur.
EVDE TIRNAK BAKIMI
Tırnaklar keratin adı verilen proteinin katmanlarından oluşur. Sağlıklı tırnaklarda soyulma olmaz ve çukurlar oluşmaz. Yani tırnak yüzeyi tamamen pürüzsüz olur. Ayrıca renk değişiklikleri veya lekeler bulunmaz ve tek bir renge sahiptir. Sağlıklı tırnaklar için düzenli bakım önemlidir. Eğer kuaför salonlarında vakit kaybetmek hem de gereksiz para harcamak istemiyorsanız evde tırnak bakımı oldukça kolaydır.
DÜZENLİ TIRNAK KESİMİ
Bakımlı tırnaklara sahip olmak için düzenli olarak onları kesmek gerekir. Bunun için duş sonrası, en iyi zaman dilimidir. Bu sayede tırnaklarınız yumuşar ve dilediğiniz gibi şekil vermek için kolaylık sağlar.
TÖRPÜLEME İŞLEMİ
Tırnaklarınıza şekil vermek için törpü ile saatler boyu uğraşmanıza ihtiyacınız olmadığını unutmayın. Nazikçe şekil verdikten sonra işleminizi sonlandırın. Törpü işlemini aşırıya kaçırmak, tırnaklarınızın zarar görmesine ve çabuk kırılmasına yol açar.
MANİKÜR
Tırnağınızın etrafındaki katikülleri kesmeden önce ellerinizi suyun içinde bekletin. Daha sonra manikür makası ile kalkan, ölü derileri dikkatli bir şekilde kesin. Bu başlarda biraz korkutucu gibi görünse de zamanla çok kolay olacaktır.
NEMLENDİRİCİ KULLANIN
Yumuşak ve güzel görünen eller için nemlendirici kullanmak önemlidir. El losyonu kullandığınızda, losyonu tırnaklarınıza ve tırnak etlerinize sürmeyi unutmayın.
ELLERİNİ KORU
Eğer ev işlerinde ellerinizin zarar görmesini istemiyorsanız eldiven kullanmaya özen gösterin. Sıcak su, deterjan ve her türlü kimyasallardan ellerinizi koruyun.
DOĞAL ÜRÜNLER
Daha hızlı uzayan ve sağlıklı tırnaklar için evde bakım yapmaya yardımcı olacak birçok doğal ürün bulunur. Örneğin: Hindistan cevizi yağı ile tırnaklarınıza ve çevresindeki deriye masaj yapabilir ayrıca limon suyuyla tırnaklarınızı ovarak ve daha yumuşak ve bakımlı ellere sahip olabilirsiniz.
submitted by sargibezifabrikasi to u/sargibezifabrikasi [link] [comments]


2020.09.18 09:11 bglfpig Slender Man Film Eleştirisi


2018 de güzel filmler vardı
Ay da İlk İnsan
Bohemian
Ready Player One
Aquaman
Infinity War Falan Filan
Fakat Aynı zaman da bir Film vardı ki İnsanların Hayal Kırıklığı Oldu yani benim için değil ''insanlar'' için
Slender Man Filmi yani Şimdi İnsanlar Beklentiye girdi normal bir şekil de Slender Man ne kadar Popüler Olduğunu sayar isek
ve film çıktığı zaman puanı 1 gibi bir şeydi ve çok zor 3 oldu Imdb Gibi puan sitelerin de puan sitelerine ne kadar güvenirsiniz tartışılır ama yine de demeye çalıştığım şey Slender Man Çok Gömüldü
Hep Filmlere Merhamet gösteren Film Siteleri bile Gözlerini açtı ve Slender Man Gömdü
Kısaca ben ise hayda bunlar ne kadar kötü bir iş yapmış olabilir diye düşündüm filmin çıktığı ilk gün eleştirileri görmek çan yakıyordu biletimi aldım hiç bir beklentiye film tanıtıldığı zaman bile girmemiştim ve sadece klasik bir korku filmi olduğunu umuyordum
ve filmi izleyip sinemadan çıktım söylemem lazım ki Slender Man insanların abarttığı kadar kötü bir film değil ama insanların bu filmden neden nefret ettiğini anlamak da kolay
insanlar Slender Man filmini sevmedi çünkü beklentiye girdiler + klasik bir korku filmi olmamasını umuyorlardı
ve Slender Man tamamen klasik bir korku filminden fazlası değil
Slasher bile denilebilir ki öyle büyük ihtimalle korku ile slasher temasının karışımı şimdi gelelim benim görüşlerime film hakkın da ne düşündüm?
Ama Önce şunu söyleyeyim Filmi izlemediyseniz ve Spoiler istemiyor iseniz incelemeyi kapatın ve filmi izleyin
3
2
1

Hikaye:

Slender Man Hikayesi Ergen Kızlar ile başlıyor her Slasher Filminin ergen kızlar ile başladığı gibi bu kızlar Slender Man isimli Efsaneye kendini fazla kaptırmış ergenlerdir ve Slender Man hakkın da Web Sitelerin de falan filan bir sürü şey okumuştur bir gün Kendileri Slender Man Efsanesini denemek için bir web sitesin de Allison Riley isimli kızın gönderdiği videoyu açarlar ve şaka maka Slender Man gelir evet Slender Man böyle Çağırıyorlar ne kadar iyi? benzerlerini Ring Gibi Filmler de gördük o yüzden kötü demek saçma olur kısaca.... orta seviye de meh işte Slender Man çağırmak için daha iyi bir yol bulabilirlermiş ya da direkten Çağırılmayıp Kızlara Musallat olabilirmiş ama dediğim gibi Benzerlerini gördüğüm için bunu çok aldırmadım çünkü benzerlerini görmüştüm Slender Man Çağırılması daha iyi işlenebilirdi ya da direk Musallat olabilirdi ama sağlık olsun daha Sonra Ergenlerimiz Slender Man yenmek için ondan kurtulmak için bir çok şey denemeye başlarlar
Ve Filmin hikayesi daha doğrusu konusu bu
Slender Man Çağırdık şimdi de onu yenmemiz lazım Klasik bir Slasher Filminden farksız Sadece Slender Man Versiyonu yer iseniz Şimdi Gelelim Slender Man Kendisine! SLENDER MAN...
Kendisi film de olsaydı kendisine gelirdik Slender Man film de taş çatlasın 3 - 4 dakika gözüküyor ve genellikle bahsediliyor
sebebi neydi bilmiyorum ama daha çok villain değil de ergen karakterlere odaklanmış istemişler gibi
şimdi bu problem diyenler oldu ve evet bu aslın da bir problem ama unutmayın ki benzerlerini tekrardan görmüştük
13 Cuma da Jason mesela sadece filmin sonlarına doğru 5 6 dakika beliriyor sonra Final Kızımız tarafından yeniliyordu
bu da aynen onun pembe versiyonu gibi bir şey
ama beklentiye girmediğim için beni çok de etkilemedi ki Slender Man film de kurbanlarını tamamen fiziksel öldürmeye çalışmıyor
onları deli yapmaya çalışıyor diyelim öncellikle sonra ise fiziksel öldürmeye başlıyor
bu da Neden Kendisinin çok az belirdiği için bir bahane olabilir gibi ama yer iseniz Slender Man bence film de çok az gözüktü çünkü Direktör Abimiz kesinlikle Slender Man değil ergen karakterlere odaklanmak istemiş gibiydi Slender man aynen tüm normal yemekleri yediğiniz son da gelen ve çabucak biten bir tatlıdan farksız ilk başlar da yok sonlara doğru var işte ama çabucak gidiyor
bu eğer çok fazla Slasher Korku Filmi izlemeyen birisi iseniz size böyle film mi olur lan villain gözükmüyor bile adam akıllı şeyini söyletebilir ki haklısınız
ama ben Korku Ve Slasher Türünü acayip izlediğim için ve bunu çok kez gördüğüm için sıkıntı etmedim
o yüzden Slender Man benim için ok bir film olarak gitmeye başladı hikaye açısından da ama en önemli soruya gelelim bu film ne kadar korkunç?

Film Ne Kadar Korkunç?:

Slender Man klasik bir korku filmi sizi en tembelce şekil de korkutmaya çalışıyor Jumpscare ve hayır benim için bunu başaramadı ama beni Germeyi başardı öncellikle bunun sebebi Atmosfer ve Filmin Müzikleri Atmosfer gayet iyi özellikle son sahne de ki Atmosfer kamera ile çok iyi çekilmiş Müzikler ise... Tamamen Harika Lütfen YouTube Slender Man Sound Track yazarak bir şans verin derim kişisel olarak Müzikler ile Slender Man Beni Germeyi başardı ama Jumpscare ile başarısız oldu eğer Müziklerden etkilenen biri iseniz benim gibi evet Slender Man sizi korkutmayı başarmasa bile germeyi başarabilir ama onun dışın da Jumpscare ile korkutabilir mi der iseniz Nah Jumpscarelar çok zayıf ve çok tembelce yapılmışlar yemin ediyorum kusasım geldi berbat lan yine de Müzikler ve Atmosfer bana göre zayıf kalmadı ve Gerilmeyi başardım tabi siz başaramaz iseniz Sebebi belli

Karakter İşleyişi nasıl durum da?:

Söylemek istiyorum ki bu film de zayıf kalan ana şey Karakter İşleyişleri olsa gerek yani Karakterlere ekran başın da bu kadar zaman verilmesine rağmen klasik bir Slasher türün de ki ergenlerden farkı yok he tabi Sex Yapmıyorlar rahat olabilirsiniz sex yapan ergen türlerinden değiller yine de kişilikleri acayip klasik ve her şeye ''AAAAAAAAAH'' Diye Çığlık atan Ablalardan farksızlar bu sizi Cringe Edebilir bunu söyleyeyim neyse ki ben çok böyle karakter gördüğüm için cringe olsam bile aldırmamayı başardım ama karakter işleyişleri üzgünüm ki Rezalet he Slender Man var ona bir değinelim Slender Man Oynayan javier botet abi harika iş çıkarmış oyunculuğu zaten harika adamın ve Slender Man Kostümü de gerçekten acayip korkutucu ve iyi Sırf Slender man nasıl diye gidecek iseniz kesinlikle javier botet güvenin kendisi harika bir oyunculuk çıkarmış ve kostüm de harika durum da Slender Man yansıtmayı başarıyor onun dışın da karakterler işleyişleri Slender Man harici maalesef ki acayip kötü

Neden Hayal Kırıklığına Uğramadım? Ve Slender Man konusu neden bu film de değişik?:

Eğer Slender Man Oyunlarını oynamış birisi iseniz Slender Man amacını sizi yakalamaya çalışan ve sizin de onu yenmek için 8 Tane Kağıt toplamınız gereken bir oyun olduğunu biliyorsunuzdur ve Film de bu konu işlenecek olması lazım diye tahmin eden bir kitle olmuş ama ben kesinlikle o kitleden değildim bunun ana sebebi ise oyun ile filmler aynı temaya ve amaca sahip olmak zorun da değiller ve oyunun konusunu yazan Slender Man Yaratıcısı bile değildi bu yüzden amacın ve konun değişik olması anlaşılabilir ve kabul edilebilirdi bana bu insanları kızdırmış ama beni kızdırmadı ve sebebi de işte bu Neden Hayal Kırıklığına uğramadığımı kesin olarak üstler de açıkladım ve kendimi tekrar etmek istemiyorum ama tekrardan söylüyorum Beklentiye girmedim çünkü beklentiye girmek kötüdür arkadaşlar asla beklentiye girmeyin ve hype yapmayın beklentiye girmedim ve bunun klasik bir korku slasher filmi çıkmasını umdum ve öyle de çıktı bir sürü slasher filmi izlediğim için Slender Man beklentiye girmediğim için hayal kırıklığı olmadı ve OK Bir Film oldu Gerildim Müzikler atmosfer sayesin de Slender Man Oyunculuğu güzeldi Görünümü çok Güzeldi ve Özellikle Ending çok beğendim şimdi Ending Gelelim

Ne Demek Villain kazandı? vay canına:

Evet Başlıktan da anladığınız gibi Slender Man filmi Slender Man Kazanması ile sona eriyor kendisi filmin sonlarına doğru tüm ergen kızlarımızı güzel bir şekil de harcıyor ve sonda orman da bir kovalamaca sahnesi geçiyor Son Kızımız ile Aynı Slasher filmin de olduğu gibi ki zaten bu da bir Slasher Filmi Final Kızımız Slender Man Tarafından Yeniliyor ve Film Slender Man Zaferi ile tüm kızları yenmesi ile bitiyor ne kadar mutlu oldum anlatamam öncellikle Villain kazanmasını çok görmedik 2018 de Avengers harici Slender Man sevdiğim Slasher Türün de Villain kazandırdığı zaman en azıdan Klişe bir Ending yapmadığı için sevmiştim arkadaşlar zor görürüz Villain kazandığını bu yüzden Ending Beni Mutlu Etti belki sizi etmeyebilir ki nedenini anlayabiliyorum ama beni Mutlu Etti!

Sonuç:

Slender Man Beklentiye girmeden izlediğiniz zaman klasik bir slasher ve korku filminden farksız olmayan bir film insanların abarttığı kadar kötü bir film bana göre kesinlikle değildi ve Film OK Bir Filmdi belki de daha önce bu temaya çok alıştığım içindi? kim bilir yine de Slender Man bana göre güzel bir filmdi Puanı vermeden önce Filmin Artılarını ve Eksiklerini tekrar sıralayayım izninizle
Artıları:
+Atmosfer Güzel
+Müzikler Harika
+Slender Man kostümü ve oyunculuğu harika
+Ending Güzel
Eksi Yönleri:
-Kötü karakter işleyişi
-Tembelce Yapılmış Rezalet Jumpscarelar
-Slender Man çağırılma sebebi kötü gibi
7.0
submitted by bglfpig to okuveizle [link] [comments]


2020.09.18 08:50 bglfpig Slender Man Film Eleştirisi

2018 de güzel filmler vardı
Ay da İlk İnsan
Bohemian
Ready Player One
Aquaman
Infinity War Falan Filan
Fakat Aynı zaman da bir Film vardı ki İnsanların Hayal Kırıklığı Oldu yani benim için değil ''insanlar'' için
Slender Man Filmi yani Şimdi İnsanlar Beklentiye girdi normal bir şekil de Slender Man ne kadar Popüler Olduğunu sayar isek
ve film çıktığı zaman puanı 1 gibi bir şeydi ve çok zor 3 oldu Imdb Gibi puan sitelerin de puan sitelerine ne kadar güvenirsiniz tartışılır ama yine de demeye çalıştığım şey Slender Man Çok Gömüldü
Hep Filmlere Merhamet gösteren Film Siteleri bile Gözlerini açtı ve Slender Man Gömdü
Kısaca ben ise hayda bunlar ne kadar kötü bir iş yapmış olabilir diye düşündüm filmin çıktığı ilk gün eleştirileri görmek çan yakıyordu biletimi aldım hiç bir beklentiye film tanıtıldığı zaman bile girmemiştim ve sadece klasik bir korku filmi olduğunu umuyordum
ve filmi izleyip sinemadan çıktım söylemem lazım ki Slender Man insanların abarttığı kadar kötü bir film değil ama insanların bu filmden neden nefret ettiğini anlamak da kolay
insanlar Slender Man filmini sevmedi çünkü beklentiye girdiler + klasik bir korku filmi olmamasını umuyorlardı
ve Slender Man tamamen klasik bir korku filminden fazlası değil
Slasher bile denilebilir ki öyle büyük ihtimalle korku ile slasher temasının karışımı şimdi gelelim benim görüşlerime film hakkın da ne düşündüm?
Ama Önce şunu söyleyeyim Filmi izlemediyseniz ve Spoiler istemiyor iseniz incelemeyi kapatın ve filmi izleyin
3
2
1

Hikaye:

Slender Man Hikayesi Ergen Kızlar ile başlıyor her Slasher Filminin ergen kızlar ile başladığı gibi bu kızlar Slender Man isimli Efsaneye kendini fazla kaptırmış ergenlerdir ve Slender Man hakkın da Web Sitelerin de falan filan bir sürü şey okumuştur bir gün Kendileri Slender Man Efsanesini denemek için bir web sitesin de Allison Riley isimli kızın gönderdiği videoyu açarlar ve şaka maka Slender Man gelir evet Slender Man böyle Çağırıyorlar ne kadar iyi? benzerlerini Ring Gibi Filmler de gördük o yüzden kötü demek saçma olur kısaca.... orta seviye de meh işte Slender Man çağırmak için daha iyi bir yol bulabilirlermiş ya da direkten Çağırılmayıp Kızlara Musallat olabilirmiş ama dediğim gibi Benzerlerini gördüğüm için bunu çok aldırmadım çünkü benzerlerini görmüştüm Slender Man Çağırılması daha iyi işlenebilirdi ya da direk Musallat olabilirdi ama sağlık olsun daha Sonra Ergenlerimiz Slender Man yenmek için ondan kurtulmak için bir çok şey denemeye başlarlar
Ve Filmin hikayesi daha doğrusu konusu bu
Slender Man Çağırdık şimdi de onu yenmemiz lazım Klasik bir Slasher Filminden farksız Sadece Slender Man Versiyonu yer iseniz Şimdi Gelelim Slender Man Kendisine! SLENDER MAN...
Kendisi film de olsaydı kendisine gelirdik Slender Man film de taş çatlasın 3 - 4 dakika gözüküyor ve genellikle bahsediliyor
sebebi neydi bilmiyorum ama daha çok villain değil de ergen karakterlere odaklanmış istemişler gibi
şimdi bu problem diyenler oldu ve evet bu aslın da bir problem ama unutmayın ki benzerlerini tekrardan görmüştük
13 Cuma da Jason mesela sadece filmin sonlarına doğru 5 6 dakika beliriyor sonra Final Kızımız tarafından yeniliyordu
bu da aynen onun pembe versiyonu gibi bir şey
ama beklentiye girmediğim için beni çok de etkilemedi ki Slender Man film de kurbanlarını tamamen fiziksel öldürmeye çalışmıyor
onları deli yapmaya çalışıyor diyelim öncellikle sonra ise fiziksel öldürmeye başlıyor
bu da Neden Kendisinin çok az belirdiği için bir bahane olabilir gibi ama yer iseniz Slender Man bence film de çok az gözüktü çünkü Direktör Abimiz kesinlikle Slender Man değil ergen karakterlere odaklanmak istemiş gibiydi Slender man aynen tüm normal yemekleri yediğiniz son da gelen ve çabucak biten bir tatlıdan farksız ilk başlar da yok sonlara doğru var işte ama çabucak gidiyor
bu eğer çok fazla Slasher Korku Filmi izlemeyen birisi iseniz size böyle film mi olur lan villain gözükmüyor bile adam akıllı şeyini söyletebilir ki haklısınız
ama ben Korku Ve Slasher Türünü acayip izlediğim için ve bunu çok kez gördüğüm için sıkıntı etmedim
o yüzden Slender Man benim için ok bir film olarak gitmeye başladı hikaye açısından da ama en önemli soruya gelelim bu film ne kadar korkunç?

Film Ne Kadar Korkunç?:

Slender Man klasik bir korku filmi sizi en tembelce şekil de korkutmaya çalışıyor Jumpscare ve hayır benim için bunu başaramadı ama beni Germeyi başardı öncellikle bunun sebebi Atmosfer ve Filmin Müzikleri Atmosfer gayet iyi özellikle son sahne de ki Atmosfer kamera ile çok iyi çekilmiş Müzikler ise... Tamamen Harika Lütfen YouTube Slender Man Sound Track yazarak bir şans verin derim kişisel olarak Müzikler ile Slender Man Beni Germeyi başardı ama Jumpscare ile başarısız oldu eğer Müziklerden etkilenen biri iseniz benim gibi evet Slender Man sizi korkutmayı başarmasa bile germeyi başarabilir ama onun dışın da Jumpscare ile korkutabilir mi der iseniz Nah Jumpscarelar çok zayıf ve çok tembelce yapılmışlar yemin ediyorum kusasım geldi berbat lan yine de Müzikler ve Atmosfer bana göre zayıf kalmadı ve Gerilmeyi başardım tabi siz başaramaz iseniz Sebebi belli

Karakter İşleyişi nasıl durum da?:

Söylemek istiyorum ki bu film de zayıf kalan ana şey Karakter İşleyişleri olsa gerek yani Karakterlere ekran başın da bu kadar zaman verilmesine rağmen klasik bir Slasher türün de ki ergenlerden farkı yok he tabi Sex Yapmıyorlar rahat olabilirsiniz sex yapan ergen türlerinden değiller yine de kişilikleri acayip klasik ve her şeye ''AAAAAAAAAH'' Diye Çığlık atan Ablalardan farksızlar bu sizi Cringe Edebilir bunu söyleyeyim neyse ki ben çok böyle karakter gördüğüm için cringe olsam bile aldırmamayı başardım ama karakter işleyişleri üzgünüm ki Rezalet he Slender Man var ona bir değinelim Slender Man Oynayan javier botet abi harika iş çıkarmış oyunculuğu zaten harika adamın ve Slender Man Kostümü de gerçekten acayip korkutucu ve iyi Sırf Slender man nasıl diye gidecek iseniz kesinlikle javier botet güvenin kendisi harika bir oyunculuk çıkarmış ve kostüm de harika durum da Slender Man yansıtmayı başarıyor onun dışın da karakterler işleyişleri Slender Man harici maalesef ki acayip kötü

Neden Hayal Kırıklığına Uğramadım? Ve Slender Man konusu neden bu film de değişik?:

Eğer Slender Man Oyunlarını oynamış birisi iseniz Slender Man amacını sizi yakalamaya çalışan ve sizin de onu yenmek için 8 Tane Kağıt toplamınız gereken bir oyun olduğunu biliyorsunuzdur ve Film de bu konu işlenecek olması lazım diye tahmin eden bir kitle olmuş ama ben kesinlikle o kitleden değildim bunun ana sebebi ise oyun ile filmler aynı temaya ve amaca sahip olmak zorun da değiller ve oyunun konusunu yazan Slender Man Yaratıcısı bile değildi bu yüzden amacın ve konun değişik olması anlaşılabilir ve kabul edilebilirdi bana bu insanları kızdırmış ama beni kızdırmadı ve sebebi de işte bu Neden Hayal Kırıklığına uğramadığımı kesin olarak üstler de açıkladım ve kendimi tekrar etmek istemiyorum ama tekrardan söylüyorum Beklentiye girmedim çünkü beklentiye girmek kötüdür arkadaşlar asla beklentiye girmeyin ve hype yapmayın beklentiye girmedim ve bunun klasik bir korku slasher filmi çıkmasını umdum ve öyle de çıktı bir sürü slasher filmi izlediğim için Slender Man beklentiye girmediğim için hayal kırıklığı olmadı ve OK Bir Film oldu Gerildim Müzikler atmosfer sayesin de Slender Man Oyunculuğu güzeldi Görünümü çok Güzeldi ve Özellikle Ending çok beğendim şimdi Ending Gelelim

Ne Demek Villain kazandı? vay canına:

Evet Başlıktan da anladığınız gibi Slender Man filmi Slender Man Kazanması ile sona eriyor kendisi filmin sonlarına doğru tüm ergen kızlarımızı güzel bir şekil de harcıyor ve sonda orman da bir kovalamaca sahnesi geçiyor Son Kızımız ile Aynı Slasher filmin de olduğu gibi ki zaten bu da bir Slasher Filmi Final Kızımız Slender Man Tarafından Yeniliyor ve Film Slender Man Zaferi ile tüm kızları yenmesi ile bitiyor ne kadar mutlu oldum anlatamam öncellikle Villain kazanmasını çok görmedik 2018 de Avengers harici Slender Man sevdiğim Slasher Türün de Villain kazandırdığı zaman en azıdan Klişe bir Ending yapmadığı için sevmiştim arkadaşlar zor görürüz Villain kazandığını bu yüzden Ending Beni Mutlu Etti belki sizi etmeyebilir ki nedenini anlayabiliyorum ama beni Mutlu Etti!

Sonuç:

Slender Man Beklentiye girmeden izlediğiniz zaman klasik bir slasher ve korku filminden farksız olmayan bir film insanların abarttığı kadar kötü bir film bana göre kesinlikle değildi ve Film OK Bir Filmdi belki de daha önce bu temaya çok alıştığım içindi? kim bilir yine de Slender Man bana göre güzel bir filmdi Puanı vermeden önce Filmin Artılarını ve Eksiklerini tekrar sıralayayım izninizle
Artıları:
+Atmosfer Güzel
+Müzikler Harika
+Slender Man kostümü ve oyunculuğu harika
+Ending Güzel
Eksi Yönleri:
-Kötü karakter işleyişi
-Tembelce Yapılmış Rezalet Jumpscarelar
-Slender Man çağırılma sebebi kötü gibi

7.0

submitted by bglfpig to MovieTurkey [link] [comments]


2020.08.13 10:03 Yami_HGK Son Dakika! Dünya Şokta!

DÜNYAŞOKTA! #ŞOKOLDULAR!🇹🇷

AMERİKA : ERDOĞAN'I İNDİREBİLSEYDİK MÜSLÜMANLAR KAYBEDECEK BİZ KAZANACAKTIK. PLANI ERDOĞAN VE TÜRK'LER BOZDU. 40 YILLIK YAPILANMA 4 SAATTE BİTTİ...

İSRAİL : BÜYÜK PROJEMİZ BOZULDU. ERDOĞAN'IN NE YAPTIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL. ÖNCE İSRAİLE SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU TÜRKLER KORKUTUCU...

İNGİLTERE : BÜTÜN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN YÖNETİMİNİ DEĞİŞTİRDİK. ERDOĞAN TEK BAŞINA DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR. PLANLARIMIZ OLMADI TÜRKLER ÇOK CESUR...

ALMANYA : ERDOĞAN'LI TÜRKİYENİN BÜYÜMESİNE ENGEL OLAMIYORUZ. TÜRKLER DURDURULAMIYOR...

FRANSA : ERDOĞAN 10 YIL DAHA DEVAM EDERSE AVRUPA TÜRKİYENİN ÇOK GERİSİNDE KALACAK...

ERMENİSTAN : TÜRKLERİN BÜYÜMESİ KORKUTUCU DÜNYAYA MEYDAN OKUYORLAR. ÖLMEKTEN KORKMAYAN TEK MİLLET.

BİRİLERİ TÜRKLERİ DURDURSUN ARTIK...

ÇİN : TÜRKLER BİZİ DE YENMİŞLERDİ ŞİMDİ ORTADOĞUYA HÜKMEDİYORLAR. ERDOĞAN ÇOK CESUR...

ÇEÇENİSTAN : TÜRKLERİ KİMSE YENEMEZ ESİR ALAMAZ. ŞEHİT OLMAK İÇİN BİRBİRLERİYLE YARIŞIYORLAR. AMERİKAN İŞGALCİLERİNİ BİR GECEDE YOK ETTİLER...

TÜRKMENİSTAN : TÜRKİYE DÜNYAYI YÖNETİYOR. HER ÜLKEDE SÖZ SAHİBİ ERDOĞAN DÜNYA LİDERİ OLDU...

AZERBEYCAN : TÜRKİYEDEN BAŞKA LİDER ÜLKE TANIMAYIZ. ERDOĞAN NE İSTERSE YAPMAYA HAZIRIZ...

LÜBNAN : BİZ DARBECİLERDEN KAÇTIK. TÜRKLER ÖLÜM PAHASINA ÜSTLERİNE GİTTİ. BU MİLLETİN YENİLMESİ İMKANSIZ AMERİKA İŞGALİNİ YOK ETTİLER...

KATAR : ERDOĞAN ÇOK CESUR ÖNCE İSRAİL SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU. TÜRKİYENİN YANINDAYIZ. EKONOMİK OLARAK NE İSTERSE YAPARIZ...

RUSYA : ERDOĞAN İŞGALCİLERİN PLANLARINI BOZDU. TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK ZORUNDAYIZ.

TÜRKLER ÇOK CESUR TANKA MERMİYE KARŞI ÖLÜME KOŞTULAR. TÜRK MİLLETİ KAHRAMANCA İŞGALCİLERİ YOK ETTİ. TÜRKLER VATANLARI İÇİN ÖLÜME GİDERLER...

PAKİSTAN : ERDOĞAN BİZİ YÖNETSİN 5 YILDA DÜNYAYA HÜKMEDERİZ. TÜRKLER BİR SÖZÜYLE ÖLÜME KOŞTULAR.

TÜRKİYE BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ. BÜTÜN ETAPLARINIZLA GELİN ŞEHİT OLMAK İÇİN BEKLEYEN MİLYONLAR VAR...

BAĞIMSIZLIĞIMIZ İÇİN HERKESLE SAVAŞIRIZ. ÖLÜRÜZ YİNEDE TESLİM OLMAYIZ. İŞGALCİLERE DÜNYA TİTREYECEK TÜRK DESTANI YENİDEN YAZILACAK. OSMANLININ TORUNLARI DÜNYAYA BİR DAHA HÜKMEDECEK...

TOZOLUNTÜRKiYEGELİYOR🇹🇷

submitted by Yami_HGK to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.31 16:29 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11
https://preview.redd.it/bkq1v2rcd7e51.png?width=640&format=png&auto=webp&s=ae8b2d43ce820e78b0d7e427e4fa97d04b77f937

Marksizm 6

Dönemimizin tarihi açısından, Pierre Joseph Proudhon’un 1848 yılı Fransız Şubat Devrimi sonrasında kendi halkına adalet ve özgürlük toplumu kurmak için ne yapması gerektiğini anlattığı zaman hatırlanmaya değer bir andı. Proudhon, hala, bütün yönleriyle, zamanının tüm devrimci yoldaşları gibi, 1789’da haricen patlak vermiş ve o zamanlar hissedildiği üzere karşı devrim ve müteakip hükümetler tarafından daha başından bastırılmış olan devrim geleneğinde yaşıyordu. Proudhon dedi ki: Devrim feodalizme son verdi. Feodalizmin yerini yeni bir şeyler almalıydı. Feodalizm, Devletin ekonomi alanındaki bir düzeniydi, bağlılıkları açıkça ifade edilmiş askeri bir sistemdi. Özgürlükler yüzyıllar boyu feodalizmin altını oymuştu; sivil özgürlükler giderek daha fazla zemin kazanmıştı. Fakat bunlar, eski düzeni ve güvenliği de, eski birlikleri ve cemiyetleri de tahrip etmişti. Birkaç insan yeni özgürlük ve hareketlilik sayesinde zengin olurken, kitleler zorluğa ve güvencesizliğe maruz kalmışlardı. Hem herkes için özgürlüğü koruyup, genişletip ve yaratıp hem de güvenliği, mülk ve yaşam koşullarının büyük eşitlenişini, yeni düzeni nasıl gerçekleştirebiliriz?
Proudhon, devrimin, militarizme yani hükümete son verip vermeyeceğini; görevinin politikayı toplumsal yaşamla, politik merkeziyetçiliği ekonomik çıkarların doğrudan birliğiyle, insanlara hükmeden değil işle ilgilenen bir ekonomik merkezle ikame etmek olup olmadığını devrimcilerin henüz bilmediğini söyler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon diyor ki, siz Fransızlar, küçük ve orta ölçekli çiftçilersiniz, küçük ve orta ölçekli esnafsınız; tarımda, sanayide, ulaşımda ve iletişimde faalsiniz. Şu ana kadar bir araya gelmek ve birbirinizden korunmak için krallara ve onların memurlarına ihtiyaç duydunuz. 1793’te devletin kralını lağvettiniz ancak ekonominin kralını, altını elde tuttunuz. Böylelikle ülkede bela, düzensizlik ve gelecek kaygısı bıraktığınız için kralların ve memurlarının ve orduların geri dönmesine izin vermek zorunda kaldınız. Otoriter aracıları defedin. Parazitleri ortadan kaldırın. Çıkarlarınızın dolaysız birliğinden emin olun. O zaman feodalizm ve devletin varisi olan bir topluma sahip olacaksınız.
Altın nedir? Sermaye nedir? Bu, bir ayakkabı, masa ya da ev gibi bir şey değildir. Bir şey değildir, gerçek bir şey değildir. Altın, ilişki için bir işarettir. Sermaye insanlar arasında ilişki olarak ileri geri giden bir şeydir. İnsanlar arasında bir şeydir. Sermaye itibardır; itibar, çıkarların karşılıklılığıdır. Şu anda devrim içindesiniz. Devrim – heves, güven ruhu, eşitlenme coşkusu, bütün için gayret arzusu – sizin başınıza geldi, sizin aranızda oluştu: kendiniz için doğrudan karşılıklılık yaratın. Hiçbir parazit, vampir-benzeri aracı olmadan kendi çalışmanızın üretimi ile birbirinize gittiğiniz bir kurum tesis edin. O zaman hiçbir vasi otoriteye ne de en yeni beceriksizlerin, Komünistlerin, bahsettiği siyasi hükümetin mutlak iktidarının ekonomik yaşama aktarılmasına ihtiyaç duymayacaksınız. Görev şudur: ekonomik ve kamusal yaşamda özgürlüğü öne sürmek ve yaratmak ve zorluğun, güvenliksizliğin, eşyanın sahipliği değil de insan ve köle-sahipliğinin hâkimiyeti olan mülkiyetin ve tefecilik olan faizin lağvedilmesi için eşitlenmeden emin olmak. Bir takas bankası yaratın!
Takas bankası nedir? Özgürlük ve eşitlik için dışsal bir biçimden, objektif bir kurumdan başka bir şey değildir. Kim faydalı bir işle uğraşıyorsa – çiftçi, esnaf, işçiler birliği – hepsi, basitçe, çalışmaya devam etmelidir. İşin örgütlenmeye, diğer bir deyişle otoriteler tarafından emredilmesine ya da millileştirilmesine ihtiyacı yoktur. Halkın ihtiyaç duyduğu her şeyin üretimi sırasında marangoz mobilya yapar; ayakkabıcı çizme yapar; fırıncı ekmek pişirir vs. Marangozsun, ekmeğin mi yok? Elbette ki fırıncıya gidip fırıncının ihtiyacı olmayan sandalye ve dolabı teklif edemezsin. Takas banka git ve siparişlerini ve ürünlerini evrensel geçerli çeke dönüştür. Proleterler, ücret için çalışmak üzere müteşebbise bundan böyle gitmek istemiyor musunuz? Bağımsız olmak mı istiyorsunuz? Fakat ne atölyeniz, ne aletleriniz ne de yiyeceğiniz mi var? Bekleyemiyorsunuz ve kendinizi hemen mi kiralamanız gerekiyor? Lakin müşterileriniz mi yok? Diğer proleterler, siz proleterler, hepiniz, sömürücü simsarların aracılığı olmadan ürünlerinizi birbirinizden satın almak istemez misiniz? Sonra kendi alım-satımlarınızdan emin olun, siz ahmaklar! Müşteri muteberdir. Müşteri bugün adlandırıldığı üzere paradır. Sıralama her zaman yoksulluk-kölelik-iş-ürün şeklinde olmak zorunda değil midir? Karşılıklılık, eşyanın yönünü değiştirir. Karşılıklılık doğanın düzenini yeniden sağlar. Karşılıklılık paranın kurallarını kaldırır. Karşılıklılık birincildir: çalışmak ve ihtiyaçlarını karşılamak isteyen tüm insanlara imkân veren, insanlar arasındaki ruhtur.
Proudhon, hiç suçlu aramayın, herkes suçludur, diyor. Bazıları köleleştirir ve diğerleri en temel ihtiyaçları alıp götürür ya da en az ihtiyacı geride bırakır yahut acenta ve denetmenler olarak köleleştiren efendilere hizmet eder. İntikam ruhu, öfke ya da yıkıcılıktan meydana gelmeyecektir, yeni toplum. Yıkım, yapıcı bir ruh ile gerçekleştirilmelidir. Devrim ve muhafaza etme birbirini dışlamaz.
Eski Romalıları taklit etmekten vazgeçin. Jakobit[1] diktatörlük rolünü geçmişte oynadı fakat tribünlerin büyük tiyatroları ile güzel davranışlar sizin toplumunuzu yaratmaz. Gerçek hayatta yürütülmelidir. Faydalı nesneleri yeterli miktarda yaparsınız; faydalı şeyleri adil dağılım ile tüketmek istersiniz; o halde doğru bir biçimde takas etmelisiniz.
Çalışma ile yaratılmamış şeyin, der Proudhon, değeri yoktur; işçiler kapitalistlerin üstünlüğünü yaratmıştır ve siz yarattığınız değerleri saklayıp kullanamazsınız çünkü siz yalıtılan ve mal sahiplerinin servetini artıran ve böylelikle onlara köleler ve mülk üzerinde iktidar sağlayan mülksüz insanlarsınız. Fakat bu durumda o, sadece imtiyazlının elindeki birikmiş malın mevcut stoklarına bakmanın ve de bunları sadece siyaset ya da şiddet yoluyla onlardan almayı düşünmenin ne kadar çocukça olduğunu söyleyebilir. İşçiler tarafından yaratılan değer her zaman değişir, her zaman dolaşımdadır. Bugün değer, kapitalistten tüketici olarak işçi aracılığıyla kapitaliste geri döner; değer, kapitalistten tüketici işçilere gitsin fakat onlardan tekrar kapitalistlere değil, aynı işçilerin, üreten işçilerin ellerine dönsün diye kendinizin karşılıklı davranış biçimini dönüştürerek yeni kurumlar tesis edin.
Proudhon tüm bunları, benzersiz bir güçle, ciddiyet ve coşkunluğun, tutkunun ve objektifliğin büyük bileşimi ile kendi halkına söylemişti. Proudhon, devrim, çözülme, geçiş ve kapsayıcı ve temel önlemler olasılığı anında yeni toplumu yaratacak, hükümetin son yasası olacak ve hükümeti söylendiği gibi geçici hükümet yapacak bireysel adımları ve kararları önermişti.
Ses oradaydı fakat dinleyiciler yoktu. Doğru zaman oradaydı fakat geçip gitti ve şimdiyse sonsuza dek yok oldu.
Proudhon biz sosyalistlerin yeniden keşfettiği şeyi; sosyalizmin her zaman mümkün ve her zaman imkânsız olduğunu biliyordu. Sosyalizm, doğru insanlar onu istediğinde diğer bir deyişle onu eyleme koyduğunda mümkündür ve insanlar onu istemediğinde ya da sözüm ona onu isteyip ona göre harekete geçemediğinde imkânsızdır. O yüzden bu adamın sesi duyulmadı. İnsanlar onun yerine incelediğimiz ve reddettiğimiz yanlış bilimi sunan, sosyalizmin kapitalist büyük sanayinin doruk noktası olduğu ve çok az kapitalistin şimdiden neredeyse sosyalist olmuş kurumların özel mülkiyetine sahip olduğunda geldiğini, böylelikle birleşmiş proleter kitlelerin özel mülkiyeti toplumsal mülkiyete geçirmesinin kolay olacağını öğreten bir başka sesi duydu.
Sentez adamı Pierre Joseph Proudhon yerine, analiz adamı Karl Marx duyulmuş ve dolayısıyla çözülme, çürüme ve çöküşün devam etmesine izin verilmişti.
Analiz adamı Marx, kendi kelime haznesinde hapsedilen sabit, katı kavramlarla çalıştı. Bu kavramlarla Marx, gelişim yasasını açıklamak ve adeta zorla kabul ettirmek istedi.
Sentez adamı Proudhon kapalı kavramsal kelimelerin yalnızca daimi devinim için sembol teşkil ettiklerini bize öğretti. Kavramları akan devamlılık içerisinde eritti.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon, şey-kelimeleriyle ilgili hiçbir sorunu çözmeyi istememiş; hareketleri belirleyen kapalı şeyler ve ilişkiler, apaçık bir varlık, oluş, kaba görünürlük, görünmez değişim yerine ve son olarak – en olgun yazılarında – toplumsal ekonomiyi psikolojiye dönüştürmüştür. Öte yandan psikolojiyi de kaba bireysel psikolojiden – ki bireyden yalıtılmış bir şey çıkarır – insanı bir dizi sonsuz, bölünmez ve ifade edilemez oluş şeklinde tasavvur eden toplumsal psikolojiye dönüştürmüştür. Bu bakımdan Proudhonizm diye bir şey yoktur, sadece Proudhon vardır. O halde Proudhon’un belli bir an için hakikatle ilgili söyledikleri, şeylerin on yıllardır devam etmesine izin verildiği günümüzde, artık uygulanamaz. Geçerli olan yalnızca Proudhon’un düşüncelerinde baki olandır; kendisine ya da geçmiş herhangi bir tarihsel ana körü körüne dönmek için hiçbir girişimde bulunulmamalıdır.
Marksistlerin Proudhon hakkında söyledikleri, yani onun sosyalizminin küçük burjuva ve küçük çiftçi sosyalizmi olduğu, bizim de tekrar etmemize izin verin, tamamen doğrudur ve onun en yüksek unvanıdır. Onun sosyalizmi, diğer bir ifadeyle, 1848 ila 1851 arası sosyalizmi, Fransız halkının 1848 ila 1851 arası sosyalizmidir. O anda mümkün ve gerekli olan sosyalizm idi. Proudhon, bir Ütopyacı ya da bir peygamber değildi; bir Fourer de değildi, Marx da. Eylem ve kavrama adamı idi.
Burada açıkça 1848-1851 yıllarının adamı olan Proudhon’dan bahsediyoruz. Bu adam şöyle söylemişti ve yaşadığı çağ onun böyle söylemesi için teşekkül etmişti: “Siz devrimciler, eğer bunu yaparsanız, büyük dönüşümü başaracaksınız.”
1848 yılının adamından olduğu kadar öğrenecek şeyimiz olan sonraki yılların adamı, devrimden sonra söylediği devrimci konuşmaları, beyhude melodramatik ya da pornografik bir öz-taklit ile tekrar etmeyi istemedi. Her şeyin kendi zamanı vardı ve devrim sonrasındaki her an, geçmişin büyük anında yaşamları durmamış herkes için devrim öncesi zamandı. Proudhon, aldığı pek çok yaradan kaynaklı kanamaya rağmen yaşamaya devam etti. O zaman şunu sordu kendisine: “Ben, eğer yaparsanız dedim; fakat neden yapmadılar?” Cevabını buldu ve sonraki çalışmalarında bu cevabı yazdı. Bu cevabın bizim dilimizdeki karşılığı şudur: “Çünkü ruh yoktu.”
Ruh, o zaman da yoktu ve 60 yıldır da yok ve hiç olmadığı kadar derine batıp kayboldu. Şu ana kadar gösterdiğimiz her şey bir cümle ile özetlenebilir: Tarihte öngörülen sözüm ona doğru anı beklemek bu hedefi daha da uzak bir tarihe ertelemiş ve bulanık bir karanlığa itmiştir; ilerlemeye ve gelişmeye duyulan güven gerilemenin adı idi ve bu “gelişme” dış ve iç koşulları yozlaşmaya daha da çok adapte etti ve büyük değişimi hiç olmadığı kadar uzak kıldı. Marksistler, insanlar kendilerine inandığı sürece “Henüz zamanı değil!” derken haklı olacaklar ve asla daha az değil, her zaman daha fazla haklı olacaklar. Bir deyişin, bu deyiş söylendiği ve çabucak duyulduğu için doğru olduğunu söylemek yaşamış ve meydana gelmiş en korkutucu çılgınlık değil midir? Ve herkesin oluşu, sanki nihai, tamamlanmış bir oluşmuş gibi ifade etme girişiminin, insanların zihinlerinde bunun güç kazanması halinde biçim ve yaratıcılığın güçlerini eninde sonunda zayıflatmak zorunda olduğunun farkına varması gerekmez mi?
Marksizme yılmadan saldırmamızın sebebi budur. Bu yüzden işin peşini bırakamayız ve ondan tüm kalbimizle nefret etmeliyiz. Marksizm bir tarif ve bilim değildir. Öyleymiş gibi davranmaktadır; fakat acizliğe yadsıyıcı, yıkıcı ve sakatlayıcı bir çağrı, irade eksikliği, teslimiyet ve kayıtsızlıktır. Sosyal Demokrasi’nin detaylar üzerinde arı-gibi çalışması – laf arasında söyleyelim Sosyal Demokrasi, Marksizm değildir – bu yetersizlik onun yalnızca öteki yüzüdür ve yalnızca sosyalizmin orada olmadığını ifade eder zira sosyalizm küçük ve büyük meselelerde bütünü hedefler. Bu tür bir detaylı olmayan çalışma sadece kasırgadaki bir kuru yaprak gibi mevcut anlamsızlığın döngüsünde, sadece pratiğe geçirilen, sürüklenişi reddedilecektir.
Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler. Marksistler, Hegel tarzında bir ilerlemeye inanırken, revizyonistler Darwin tarzı bir evrimin taraftarıdırlar. Artık felakete ve aniden oluşlara inanmıyorlar; kapitalizmin ani bir devrim ile sosyalizme dönüşmeyeceğine fakat tedricen daha katlanılabilir bir biçim alacağına inanıyorlar.
Bunlardan bir kaçı sosyalist olmadıklarını kabul etmeyi tercih edebilir ve parlamentarizme ve parti politikalarına, oy toplamaya ve monarşizme adaptasyonlarında şaşırtıcı bir biçimde başarılı olabilirler. Diğerleri ise kendilerini hala tümüyle sosyalist olarak görebilir. Bunlar, işçilerin özel durumlarında, sözde endüstriyel anayasalcılık sayesinde işçilerin üretimdeki payında ve tüm ülkelerde demokratik kurumların genişlemesi sayesinde kamusal ve yasal koşullarda daimi, yavaş ve fakat durmayan bir iyileşme gördüklerine inanırlar. Hem kabul ettikleri hem de kısmen sebep oldukları Marksist doktrinin başarısızlığı üzerinden kapitalizmin hâlihazırda sosyalizm yolu üzerinde bulunduğunu ve bu gelişmeyi enerjik bir biçimde teşvik etmenin de sosyalistlerin görevi olduğu sonucunu çıkarırlar. Bu görüşleriyle, Marksizm’in ilk başta söylediği şeyin çok da uzağında düşmezler. Sözüm ona radikaller de her zaman aynı yol üzerindeydiler ve sadece bu görüşün devrimcilikle kırbaçlanmış ve bir araya gelmiş seçmen kitlelerine söylenmemesi dileğine sahiptirler.
Marksistlerin revizyonistlerle olan gerçek ilişkisi şu şekildedir: Marx’ın ve onun en iyi havarilerinin aklında, koşullarımızın tamamı kendi tarihsel bağlamları içerisinde yer aldığı ve bunların genel kavramlar altında toplumsal yaşamımızın detaylarını düzenlemeye çalıştığı vardır. Revizyonistler, yerleşik genellemelerin yeni doğan gerçekliklerle örtüşmediğini çok net gören fakat yine de çağımızı külliyen, yeni ve temelde farklı bir şekilde anlamaya ihtiyaç duyan karakteristik şüphecileridirler.
Marksizm, bir süre için, çok sayıda ıskat edilmişin kendi yoksulluğunun, doyumsuzluğunun farkına varmasına ve topyekûn bir değişim için ideal bir haleti ruhiyeye yol açmıştır. Bu süremezdi çünkü söz konusu bilimsel aptallığın ektisi altında kitleler beklemeye yönelmiş ve herhangi bir sosyalist faaliyet yapamaz hale gelmiştir. Bu şekilde, kitleler, siyasi ve demagojik yöntemlerle sürekli cesaretlendirilmemiş olmasalardı, tedrici bir dinginlik ve sakinlik çoktan kitlelere geri dönerdi. Revizyonistler erken kapitalizmin en kötü barbarlığının ortadan kalktığını, işçilerin proleter koşullara daha da alıştığını ve kapitalizmin hiçbir şekilde kendi çöküşüne yakın olmadığını şimdilerde görüyorlar. Elbette bizler, bunların tamamında, kapitalizmin sürdüğü muazzam tehlikeyi görüyoruz. İşin aslı, işçi sınıfının durumu – bir bütün olarak görüldüğünde – iyileşmemiştir. Aksine yaşam daha da zor ve nahoş bir hal almıştır. O kadar nahoş bir hale gelmiştir ki işçiler neşesizleşmiş, ümitsizleşmiş ve ruh ve karakter bakımından yoksullaşmıştır. Fakat en önemlisi sosyalizm için mücadele, doğru mücadele, münhasıran acıma hislerine ya da öncelikle belli bir insan sınıfının kaderine bağlı olmaz. Toplumun temellerinin tümden dönüşümü ile ilgilidir. Hedefi yeni bir yaratımdır.
Bizim işçilerimiz bu halet-i ruhiyeyi giderek kaybetmiştir (zira hiçbir zaman halet-i ruhiyeden daha fazlası olmamıştır), çünkü Marksizmde çözülme ve iktidarsızlık unsurları başından itibaren öfke kuvvetlerinden daha güçlüydü ve herhangi bir olumlu içerikten de yoksundu. İşçi sınıfının, Tanrının ya da tarihsel zorunluluk gereği gelişimin seçilmiş insanları değil, daha ziyade en şiddetli acı çeken insanların bir kısmı olduğunu hâlihazırda bilenler açısından revizyonizm fenomeni ve onun hoşgörülü şüpheciliği sadece eylemsizlik, kararsızlık ve kitlelerin rehaveti üstündeki “ideolojik üstyapı”dır ve işçi sınıfı sefalete eşlik eden ruhsal değişimler yüzünden bilgi elde etmeyi en zor iş olarak görecektir. Bu alandaki tüm genellemelerden kaçınmak en iyisidir. İşçi sınıfı oldukça farklıdır ve acının çok farklı insanlar üzerinde her zaman çok farklı etkileri olur. Fakat acının büyük kısmı birinin kötü durumunun kavranmasıdır ve en azından bu ölçüde hiç acı çekmemiş kaç proletarya vardır!
Devrim başarısız olduktan sonraki zamanlarda, devrimden önceki bu altmış yıl boyunca, ilişkilerin nasıl değiştiğini biliyoruz. Bunlar kapitalizmin uyumunun, proleterleşmenin on yılları idi ve pek çok açıdan hâl-i hazırda kalıtsal hale gelmiş gerçek bir adaptasyondu. İnsanlar arasındaki ilişkilerde bozulma vardır ki bireysel insanlara ait pek çok bedenin şimdiden fark edilir bir biçimde çürümesine dönüşmüştür.
Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir.
Burada bahsettiğimiz muazzam bir tehlikedir. Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir. Buna rağmen insanlar birbirine karşı çok aptalca, çok alçakça hareket edebilir. Tümüyle esarete teslim olabilir ve kendi gaddarlıklarını kabul edebilir: Tüm bunlar insanlar arasında bir şeydir, kendilerine kararlı, canlı duyguların hizmet etmesi halinde işlevsel ve gelecek nesilde ya da hâlihazırda yaşayan insanlarda değiştirilebilen bir şeydir. Toplumsal ya da genellikle söylendiği gibi psikolojik ilişkiler meselesi olduğu müddetçe bu durum henüz kötü değildir. Kitlesel sefalet, yoksulluk, açlık, evsizlik, psikolojik yılgınlık ve ahlak bozukluğu ve zevk düşkünlüğü, aptalca lüks, militarizm, ruhsuzluk – hepsi, oldukları halleriyle kötüdürler, isabetli bir doktor gelirse yaratıcı ruhtan, büyük devrimden ve yenilemeden (regeneration) çıkarsa bunları tedavi edilebilir. Fakat tüm zorluk ve baskı ve ruhsuzluk insanlar arasında bir şeyler olmaktan çıkarsa, ruhta bulunan ilişkiler bozulursa, adına ruh dediğimiz insanlar arası ilişkiler kompleksine bundan böyle rahatsızlık vermezse, kronik yetersiz beslenme yerine, alkolizm, uzun süreli acımasızlaşma, sürekli tatminsizlik, akut ruhsuzluk (ki ruh ve sosyal yapı açısından önemi, ağı açısından örümceğin önemi gibidir) bireysel bedenlerde kapsamlı etkilerle birlikte değişimlerle sonuçlanırsa, o zaman hiçbir çare yardımcı olamayacaktır ve halk ya da halkların tüm kesimleri yıkıma mahkûm olabilecektir. Halkların her zaman yok olması gibi, onlar da yok olacaktır: diğer, sağlıklı halklar bunların efendileri olur ve halkların karışımına dönüşür ve hatta bazen de kısmi imha yaşanır – eğer, en azından diğer, sağlıklı halklar hala yaşıyorsa. Kimse uluslar tarihinin ilk dönemlerinden analojilerle ucuz oyunlar oyamamalıdır. Çünkü zamanı geldiğinde, şeyler, gene, sözde ulusların göçü denilen zamanlarda yaptıkları gibi ilerlemek zorunda değildir. İnsanoğlunun başlangıç zamanlarında yaşıyoruz ve bu yeni başlamış insanoğlunun sonunun başlangıcı olabileceği tümüyle göz ardı edilemez. Belki de hiçbir çağ gözlerinin önünde dünyanın sonunun bu kadar tehlikeli bir biçimde belirdiğini biziler kadar görmemiştir.
Gerçek ilişkiler kompleksi bakımından insanoğlu, dışsal bağlarla ve içsel çekimle ve ulusal sınırları aşan dürtüyle bir arada duran bir dünya toplumu elbette ki henüz mevcut değildir. Fakat bunun vekilleri oradadır ve bunlar bir ersatz’dan daha fazlası olabilir. Bunlar, başlangıç olabilir: dünya pazarı, uluslararası anlaşmalar ya da hükümet politikaları, uluslararası örgütler ve çeşitli türde kongreler, küre çevresinde trafik ve iletişim, bunların hepsi, eşitlik olmasa bile, en azından çıkarların özümsenmesini, gelenekleri, sanatı veya sanatın modaya uygun yedeğini, teknoloji ruhunu, siyasi biçimleri daha da çok yaratmaktadır. İşçilere de bir ulustan diğerine giderek daha fazla ödünç verilmektedir. Dahası tüm ruhsal gerçeklikler – din, sanat, dil, genelde ortak ruh – orada ikişerli bulunmaktadır ya da bize doğal bir zorunluluk gereği ikişer ( birincisi birey ruhunda nitelik olarak ya da meleke olarak ve ikincisi insanlarla yaratıcı örgütler ve birliklerin iç içe geçtiği bir şeyler olarak) görünmektedir. Tüm bunlar özensiz bir biçimde ifade edilmiştir. Geçiş yaparken düzeltilebilecek olan hemen yapılacaktır fakat bu zamanda bu dil eleştirisi uçurumunun ve fikirler teorisinin (ikisi de birbirine aittir) derinine inemeyiz. Tüm bunlara şunu söylemek için değinildi: medeniyet (humanitas), humanité, humanity ve beşeriyet ki bunlara şimdilerde göstermelik merhametli bir lütuf, zayıflatılmış ve derinlik yoksunu bir ifade ile “insaniyet”(humaneness) diyoruz – tüm bu kelimeler, aslen sadece bireyde yaşayan ve hükmeden insanoğluna atfedilmekteydi. Bir zamanlar, en azından Hıristiyanlığın tam zamanında çok güçlü bir şekilde vardı, fiziken çokça hissediliyordu. Özdeş toplum olarak mütekabiliyet bireyde temerküz eden ve bireyler arasında büyüyen beşeriyete geldiğinde ancak dışsal anlamıyla gerçek beşeriyete varabileceğiz. Bitki tohumunda bulunur, tıpkı, tohumun, atalarına ait bitkilerin sonsuz zincirinin cevheri olması gibi. İnsanoğlu hakiki varlığını bireyin insaniliğinden alır. Bireyin insaniliğinin sadece geçmişin sayısız neslinin varisi olması da tıpkı böyledir. Olan şey oluştur, küçük evren (mikrocosm), evrendir (macrocosm). Birey halktır, ruh toplumdur, düşünce birlik bağıdır.
Fakat bildiğimiz birkaç bin yıllık tarihte insanoğlu ilk kez tam anlamıyla ve tam kapsamlı olarak haricen birleşmek istiyor. Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir. Tüm dünyada insanoğlu yaratılmak istemektedir ve bunu, eğer birleşmiş insanoğlunun başlangıcı, sonu olmayacaksa, insanoğlunun başına güçlü bir yenilenme geldiği o anda istemektedir. Önceden bu tür bir yenilenme genellikle geri kalandan ve kültürel karışımdan ortaya çıkan yeni halklar ile ya da göç alan yeni ülkelerle özdeşti. Halklar birbirine ne kadar çok benzerse ülkeler o denli yoğun iskâna tabi oluyordu ve dışarıdan veya içeriden bu tür bir yenilenme için umut da o kadar az oluyordu. Hâlihazırda kendi halklarımızdan ümit kesmek isteyenler ya da en azından zihinlerin radikal yenilenmesi için dış dürtünün ve canlı enerjinin dışarıdan, şifalı uykularından yeni uyanmış eski halklardan gelmesi gerektiğine inananlar, hala, Çin, Hindu ya da belki Rus halkları için umut inşa edebilir. Bazıları, çocuksu Kuzey Amerikan barbarlığı arkasında belki de hala saklı kalmış bir idealizmin ve fevkalade patlak verecek coşkun bir ruha ait fazla enerjinin olduğunu yine de ümit edebilir. Ancak 40 ya da 50 yaşlarında olan bizlerin bu romantik beklentiler yüzünden gene de hayal kırıklığı yaşayacağımız ve Çinlilerin Batıyı taklitte Japonya’yı takip edeceği, Hinduların salt çürüme kanallarına hızlıca geri kaymak, vs. için yükseleceği akla yatkındır. Asimilasyon çok hızlı ilerlemektedir. Medeniyet ve medeniyetle birlikte gerçek fiziki ve psikolojik çöküş yayılmaktadır.
Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir.
İhtiyacımız olan cesareti ve ivediliği elde etmek için kendimizi bu boşluğa bırakmalıyız. Bu sefer yenilenme bilinen herhangi bir zamana kıyasla daha güçlü ve farklı olmalıdır. Sadece kültür ve beraberinde yaşamın insani güzelliğini arıyor değiliz. Bir çare arıyoruz; kurtuluş arıyoruz. Yeryüzünde bugüne kadar var olmuş en büyük dışsal katman yaratılmalıdır ve bu katman, imtiyazlı tabakada – küresel insanoğlu – şimdiden hazırlanmaktadır. Yine de bu, harici bağlarla, anlaşmalarla ve hükümetsel yapı ya da korkunç buluş olan dünya devleti ile gelemeyecek, ancak en küçük grupların, yukarıdaki tüm toplulukların yeniden tesis edilmesi ve en bireysel bireyselcilik ile gelecektir. Şümullü bir toplum inşa edilmeli ve inşa küçük ölçekte başlamalıdır; tüm mıntıkalara uzanmalıyız ve bunu da ancak çok derin kazarsak yapabiliriz zira bundan böyle dışarıdan daha fazla yardım gelemez. Artık işgal edilmemiş hiçbir toprak yoğun kalabalık halkları yerleşmeleri için davet etmeyecektir; insanoğlunu tesis etmeliyiz ve bunu ancak insanilikte bulabiliriz. Bunun da sadece bireylerin gönüllü ilişkisinde ve doğal olarak birbirlerine yakınlaşan, aslında bağımsız insanlar topluluğundan yükselmesini sağlayabiliriz.
Ancak şimdi biz sosyalistler rahat bir şekilde nefes alıp kaçınılmaz zorluğu, görevimizi, varlığımızın bir parçası olarak kabul edebiliriz. Şimdi, fikrimizin bizim benimsediğimiz bir fikir değil de bizi seçim yapmaya – ya peşinen insanoğlunun gerçek yıkımını tecrübe etmeye ya da bu yıkımın çevremizde aşınan başlangıçlarını seyretmek veya kendi eylemimizle yükselişin ilk başlangıcını yapmaya – sevk eden çok güçlü bir dürtü olduğunu içten bir kesinlikle hissediyoruz.
Burada muhtemel bir gerçekliğin bir kuruntusu olarak tehdit etmesine izin verdiğimiz dünyanın sonu elbette ki neslin ani olarak tükenmesi değildir. İçinde karşı konulamaz türde bir kaide bulma eğilimi ve analojiye karşı uyarıda bulunuyoruz çünkü kimi çöküş dönemlerinin ardından gelen büyük dönemleri biliyoruz. Durumu gözümüzde canlandırdığımızda, hangi emsalsiz hızla ulusların ve sınıfların bu kapitalist medeniyette birbirine daha da benzer hale geldiğini; proleterlerin nasıl sıkıcı, uysal, kaba, dışsal ve artan ölçüde alkolik olduğunu; dinlerini kaybetmeleri ile her tür içsel hissi ve sorumluluğu nasıl kaybettiklerini; tüm bunların fiziki etkilerinin nasıl olduğunu; üst sınıfların siyaset, kapsamlı görüş ve belirleyici eylem açısından güçlerini nasıl kaybettiğini; sanatın züppelik, modaya uygun değersiz ve arkeolojik ve tarihsel taklit ile nasıl ikame edildiğini; nasıl eski din ve ahlak ile her sıkı standardın, her kutsal ittifakın, her karakterin sağlamlığının kaybedilmekte olduğunu, kadınların yüzeysel kösnüllük ve renkli, dekoratif şehvet girdabına nasıl çekilmekte olduğunu; doğal düşünülmemiş nüfus artışının tüm halk katmanlarında azalmaya nasıl başladığını ve bilim ve teknolojinin rehberliğinde çocuksuz seks ile ikame edildiğini; sorumsuzluğun, hâkim koşullar altında neşesiz iş yapmayı artık kaldıramayan proleterlerle vatandaşlar arasındaki tam da en iyi unsurları nasıl istila ettiğini görüyoruz. Eğer tüm bunların toplumun her katmanında nevroza ve histeriye dönüşmeye başladığını nasıl görüyorsak, o zaman kişi, iyileşme için, yeni kurumların yaratılması için kendisini toplayacak olan halkın nerede olduğunu sormalıdır. Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir. Ruhun böyle birliktelikleri aile, kooperatif, profesyonel grup, topluluk ve ulus olarak yarattığı yerde özgürlük vardır ve insanoğlu da burada vücut bulabilir. Fakat ruhun yerini almış tahakkümün, cebri kurumlarında ruh yerine şimdilerde neyin köpürmeye başladığını biliyor muyuz, bu ikameye katlanabileceğimizden emin olabilir miyiz? Ruhsuz özgürlük, kösnül özgürlük, sorumsuz haz özgürlüğü? Ya da tüm bunların kaçınılmaz sonucunun en dehşetli eziyetler ve yalnızlık, en dermansız zayıflık ve hissiz umursamazlık mı olacak? Acaba bir coşkun duygu ve yeniden doğuş anı ve büyük kültürel topluluklar federasyonu devrinin anını hiç yaşayacak mıyız? Şarkıların insanlarda yaşadığı, kulelerin birliği ve coşkuyu cennete taşıdığı ve ruhlarında halkın temerküz ettiği insanları yüceltmek suretiyle büyük işlerin halkın büyüklüğünü temsil etmek için yaratıldığı zamanlar hiç olacak mı?
Bilmiyoruz ve bu yüzden buna teşebbüs etmenin görevimiz olduğunu biliyoruz. Geleceğin sözde biliminden şu anda tamamen kurtulduk. Sadece hiçbir gelişme yasası olmadığını biliyor değiliz. Güçlü tehlikeyi, şimdiden çok geç kalmış olabileceğimizi, tüm teşebbüslerimizin ve eylemlerimizin belki de artık yardımcı olamayabileceğini dahi biliyoruz. Ve bu yüzden kendimizdeki, tüm bilgilerimizdeki son bağlarımızı da atıp kurtulduk, daha fazlasını biliyor değiliz. Tarif edilmemiş ve belirsiz bir şeyler önünde ilkel bir adam gibi duruyoruz. Önümüzde hiçbir şey yok ve her şey yalnızca kendi içimizde var: bizde gelecekteki insanoğlunun değil geçmişteki insanoğlunun realitesi ya da etkinliği var; dolayısıyla bu realite ya da etkinlik aslen içimizde var. Başarı bizim içimizdedir. Bizi yolumuza koyan aldatılamaz görevimiz içimizdedir. Yapılanın ne olması gerektiğinin imgesi içimizdedir. Süflilik ve sefaleti geride bırakma ihtiyacı içimizdedir. Adalet hiç şüphesiz ve amansız içimizdedir. Karşılıklı yanıt arayan ahlak ve herkesin çıkarını tanıyan akıl içimizdedir.
Burada yazıldığı gibi hissedenler, en büyük cesareti en büyük ihtiyaçtan doğanlar, her şeye rağmen yenilenmeye teşebbüs etmek isteyenler – şimdi onların toplanmasına izin verin; çağrılanlar onlardır; uluslara ne yapılması gerektiğini söylemeleri ve halkların işe nasıl başlayacaklarını göstermeleri için onlara izin verin.
Çev: Nesrin Aytekin
[1] İngiltere kralı 2. James yanlısı.

https://itaatsiz.org/?p=5532
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.04.09 11:05 Taraftarium24hd Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi Full HD Türkçe Dublaj izle

Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi Full HD Türkçe Dublaj izle
Transformers 4: Kayıp Çağ izle Transformers: Kayıp Çağ Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/3d0aau6vcrr41.jpg?width=182&format=pjpg&auto=webp&s=9445a9f5fcbacdc27f7f055c976834664ed3da80
Transformers: Kayıp Çağ izle, Transformers: Kayıp Çağ Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Transformers: Kayıp Çağ Fragmanı Full hd tek parça izle
Filmin Yönetmeni: Michael Bay
Filmin Oyuncuları: Mark Wahlberg, Stanley Tucci, Nicola Peltz
Filmin Türü: Bilimkurgu, Aksiyon
Filmin Vizyon Tarihi : 27 Haziran 2014
Filmin Süresi : 2 Saat 46 Dakika
Transformers 4: Kayıp Çağ Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Transformers: Kayıp Çağ Filmi konusu: Autobot ve Decepticonların kozlarını kıyasıya savaştığı zorlu savaş sona ereli dört yıl olmuştur. Savaş sonrasında Chicago şehri tamamen yıkılmış ve binlerce insan hayatlarını bu savaşlarda kaybetmiş olsa da, dünya ve insanlık çok tehlikeli bir tehditten kurtulmuştur. Şehir yaralarını sarmaya uğraşırken, yönetimdeki Amerikan hükümeti Autobotlar ile arasındaki ilişkiyi tamamen koparmışlardır. Dahası hayatta kalmayı başarmış olanları yok etmek üzere CIA içinde özel bir tim dahi kurmuştur. Teksas'ta yaşayan kendi çapında bir oto tamircisi olan Cade Yeager, kendisine ulaşan hasarlı bir kamyonetin parçalarını satma ümidiyle işe girişmiştir. Fakat elindeki herhangi bir kamyonet değildir ve bu kamyonetin savaştan yaralı halde kurtulmuş olan Optimus Prime'dan başkası olmadığını anlaması pekte uzun sürmeyecektir.
Transformers 4: Kayıp Çağ Tek Parça 1080p 720p izle
Cade Yeager'in, Optimus Prime'ın yaydığı sinyaller üzerine yollara düşen CIA ajanlarıyla başının derde girmesi an meselesidir. Cade Yeager, Optimus Prime'ı hızlıca ve gizli bir şekilde Chicago'ya götürmek ve hayatta kalan diğer Autobotlar ile buluşturması gerekecektir. Zira dünyayı tehdit etmekte olan gizemli ve tehlikeli bir düşman yola çıkmak üzeredir. Optimus Prime ve Autobotlar, başta Cade Yeager olmak üzere kendilerine destek veren insan topluluğunun da yardımıyla, karşılarına çıkan en korkutucu düşmanla savaşmak zorundadırlar. Senaryosunu Ehren Kruger'ın yazdığı, yönetmenliğini ise Michael Bay'in yaptığı filmin başrollerinde Mark Wahlberg, Nicola Peltz ve Jack Reynor gibi isimler bulunuyor.
Film izle LİNK: Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi Türkçe Dublaj izle
Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Tek parça izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Full hd izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi konusu, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi 1080P izle, Transformers 4: Kayıp Çağ Filmi 720P izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2019.12.23 13:10 Dizi_MEX Hell Boy 3 izle (2019) Full izle

BAŞKA BİR İSİM:Hellboy 3 YÖNETMEN:Neal Marshall ÜLKE:Amerika Birleşik Devletleri OYUNCULAR:David Limanı, Ian McShane, Milla Jovovich, Mark Stanley, Brin Gleeson, Nadia Keranova, Maria Tepavicharova, Ana Tobakova, Penelope Mitchell, Terry Rendal TÜR:fantezi, aksiyon, macera SÜRESİ:120 dakika / 02:00 RUSYA FEDERASYONU GALASI:11 Nisan 2019 BÖLÜMDENaksiyon filmleri 2019 , maceralar 2019 , fantezi 2019 Kült çizgi romanının yeni film uyarlamasında izleyiciler, insanların dünyasında olmayan cehennem yaratma hikayesini bekliyor olacaklar. Bununla birlikte, Nazilerin gizli hareketleri sonucunda cehennemin kapıları, sonsuza dek burada kalan şeytan Hellboy da dahil olmak üzere birçok canlıya yol açtı. Uzun yıllar boyunca, özel servisler tarafından eğitildi, bunun sonucunda gezegenimizin sıradan bir sakini oldu, hukukun üstünlüğünü koruyor ve tüm tezahürlerinde kötülükle savaşıyordu. Korkutucu görünümüne rağmen, en nefret dolu davranışına ve cehennem inişinin gerçeğine değil, Hellboy, masum insanları hiçbir tehlikeye maruz bırakmadan, yalnızca iyi sebepler için hareket eder.
Türkçe dublaj, altyazı ve hiyeroglif olmadan çevrimiçi görüntüleme ve türkçe iyi bir ses ve normal çeviri ile dikkatinize “Hellboy” filmini sunuyoruz.
Yakında yıllarca hapsedilen güçlü kraliçeden kaynaklanan benzeri görülmemiş bir tehlikeyle karşı karşıya kalacak. Orada en acımasız şekilde intikam hayalini kurduğu için insanlık suçu vardı. Ve yalnızca Hellboy, sadık bir yoldaş ve diğer birçok karakterden yardım alacağı dünyanın gelecek ucunu durdurabilir. Bir litre kan dökmesi ve daha önce kontrol etmeye çalıştığı yıkılmaz gücünü göstermek zorunda kalacak.
https://dizimex.net/hell-boy-3-izle-2019-full-izle/
submitted by Dizi_MEX to u/Dizi_MEX [link] [comments]


2019.12.12 13:19 SikiTuttunSaruman KGB REDDİTİN KURULUŞU 7.BÖLÜM

KGB REDDİTİN KURULUŞU 7.BÖLÜM

Kgb 1.Downvoter Savaşı
''''''''''''Bilgilendirme: Bu parttaki müzikler mobilde de arkada dinlenebilmesi için spotify eklentilidir'''''''''''''
**************************************************************************************************
~~ ~~ Kgb yelleri ~~ ~~
Her şey bittiğinde ve çöken şafak cennetin ışıkları altında bedenlerimizi yaktığında; geriye anlatılacak hikayeler ve hatıraların boğuk sisi kalacaktır.
Sarumanın günlükleri 9. Kayıp cilt, 28.ekleme, sayfa 1019
SAVAŞ ÇANLARI
Koşuşturan kgbliler ve kızgın alevde dağlanmış kılıçların çelik seslerne karışan, ince telleri elf kızlarının altın saçlarını andıran yayların hemen önünde: lirlerine uzanan ozanların resmedilemeyen görüntüsü. Hüznünü öfkeyle kusarcasına bağıran karanlık bulut kümelerine karşın, ertesi günün sabahında kgbde karşılaşacağınız koşuşturmacanın sadece yarısı bile çakan şimşeklerden daha endişe vericiydi. Tüm üyeler artık geri dönülemez bir yolda olduğumuzu biliyordu; bu yüzdendir ki insanlar kılıçlarını bilerken elfler sadaklarını dolduruyor, cüceler inşa ettikleri savaş makinelerini yağlarken hobbitler küçük hançerleriyle tarla fareleri gibi etrafta koşturuyordu. Tam son gelişmelerden haberdar olmak için günün ilk işi hot posts tavernasına girecek…
“Ondan sonra da annesini yatırıp bir güzel siktim!”
DUR!
Dememle çarpışmamız bir oldu hobbitle. Kim olduğunu tahmin etmek için çabaya gerek bile yoktu, keza sadece konuşmasından bile kendini belli ediyordu u/skyxco.
“Oo Saru naptın!” yere dökülen birasında kalmıştı gözü, “Bugünlerde de ağız tadıyla ana sikemez olduk”
O sırada konuştuğu hobbitler u/karmamarma1 ve u/AhmetOguzTr ise kahkahalara boğulmuş kahkahalar içinde bir oraya bir buraya savuruyordu biralarını. u/skyxco ise daha derin bir imayla söylemişti sözlerini.
“Hala downvote alıyor musun?” diye sordum ağır bir sesle.
“Evet…”
Gel, sana bir bira ısmarlayayım.”
Karma ve ahmetoguz ise “bize de yok mu orospu çocuğu” dercesine yüzüme bakıyordu, büyücü kredisinin daha yatmasına 10 gün vardı amk hobbitleri.
“Tamam orospu çocukları” dedim. “hepinize birer bira.”
****************************************************************************************************
İçeride ölüm sessizliği vardı. Kgbnin tüm ırkları soğuğunu hissetmiş savaşın, karanlığın fısıltılarını dinler olmuştu. İnsan kabasakal, cüce cornelius, elf berdog ve hobbit u/alperozkaya yı gördüm farklı köşelerinde bardaki chatroomun. Masaya oturduğumuzdan beri hareket eden tek şey, kahve deri ciltleri aşınmış bir tutacın arasındaki notlarına gömülmüş, birasından daha tek yudum almamış ahmetoguzun sayfaları arşınlayan parmaklarından ibaretti.
“Neye bakıyorsun?”
“Floodları düzenliyorum, geri dönemezsek birisine bunları bırakmam gerekiyor.”
Karma ise onun aksine dalgın bakışlarla duvarları izliyordu.
“Hot posts’a bir kere yolu düşmüş herkes bunu bilir. u/skyxco olarak annelere hükmetmek isterim kainatın yazılışından itibaren, hepsine; ismim anılır en karanlık köşelerinde kgbnin, fakat artık konuştuğuklarımız yitiyor Saruman. Tesadüf sanıyordum. Commentlerime mavi çalınırdı ara sıra, fakat artık ne zaman birisinin yegane annesini ağzıma ansam, dipsiz bir bataklığın içerisine çekiliyor sözlerim.”
Parlak kılıcını kınından çıkarıp yavaşça masaya koydu.
“Ne olacağı umrumda değil. Artık tek istediğim, daha fazla kan.”
****************************************************************************************************
Akşam geldiğinde tüm kgb geniş hot posts’ta yerini almıştı. Mod kadrosu kendilerine ayrılmış 7 meşin kütüğe, u/cathessis remmani taşlı kızıl asası ve u/ministerblackveil ile bir köşesinde tavernanın; u/s_v_m, u/corneliusvanbaerle ve u/25122203(Kabasakal) diğer köşesinde. Serviste üç mutfak robotu , u/ayseyz u/idillogia ve u/fikarme. Her ne kadar sonuncusu biraz erkeksi dursa da. Bar taburesinde pürdikkat bir elf u/berdog, ayaklarının dibindeki kediler ve yanındaki zıbzıb u/kralperxx ile. Bardaki eski ama kumaş kaplı sandalyesinde oturmakta olan beyefendi u/pervane_pascha (son anda hayata döndürmeyi başarmıştık, hala daha ekliyordu postlarına uzun yazılarını). Kapıdan iki insan, u/Canbeaxiel ve ejderha terbiyecisi u/KiracUzun da girdikten sonra kalan nickleri okumayı bıraktım, çünkü Kürşat’ın tavernanın üzerinde 8er metrelik dev kanatlarını çırparak inecek bir yer bulmaya çalışması tüm dikkatimi bir kaplumbağa pornosunda birbirine çarpan kabuklara çevirmişti. Aynı u/hamhumsaralop’un konuşması gibi:
“BU DOWNVOTERLAR KESİN KÖYLÜ AMK BUNLARIN KARISININ AMINA SUYLA ÇİMENTO DÖKÜP SİKE SİKE KARMAK LAZIM BETON SERTLEŞİNCE ÖLÜLERİNİN CESETLERİNİ SİKİMİZDEN KAZIYARAK ÇIKARTIRLAR!”
Hamhum tam ayaklarını çıktığı masanın üstüne vura vura konuşmaya devam ediyordu ki aniden taş kesildi. Zaman bir saniyeliğine durdu handa. Tüm sesler sustu, görülmez bir bıçak kesti kağıttan gürültüyü. Lord girdi kapıdan.
u/furkantopalın sakin bakışları süzüldü her birimizin üzerinde, botlarının tahta zeminde çıkardığı sesler kulakları döverken modların arasından geçip deri tahtına oturdu. Kabzasının içerisinde değildi bu sefer sağ elindeki kılıcı, sert bir şekilde yere saplarken tahta zeminin altındaki küçük maviliği gördü. Zehir hot posts'a kadar gelmişti, sakince anlatacağı savaş konusu; taşan bu son damlayla yeniden yazıldı. Sakin bakışları patlamaya hazır bir volkana dönmüştü artık, bağırmayı beklerken. Giderek buruşturdu yüzünü, sükunetle üzerimizde gezdirdiği gözleri artık sizi alevler içerisinde çiğneyecek karanlık bir iblisi andırıyordu. Dişlerindeki gıcırdamayı tüm salon hissediyorduk, daha bir dakika olmadan oturduğu yerden aniden kalktı kılıcını çıkartırken. Salonun en ucundaki u/wingedhussar ın bile duyabileceği kadar yüksek bir perdeden öfkeli bir sesle fermanını veriyordu:
"DOWNVOTELARLA İLGİLİ"
"Sosyal medyada boy gösterebilme şansım olsa, kadromuzdaki eksik old kgb tayfasını dolduracağım buraya amına koyayım, buraya gizli gizli geçtiğimiz için hala burda olduğumuzu bilmeyen çok insan var ama rahata kavuştuğum güne kadar kendi göbek bağımızı kendimiz kesicez. Ve beni tanımayan orospu çocukları, TANIYACAKLAR.
ŞİMDİ BU KURALLARA UYUYORSUNUZ VE KGB'Yİ YÜKSELTİYORSUNUZ. BAZI MEDENİYETSİZ SİKİKLER YUMUŞAK YÜZLÜLÜĞÜ ZAYIFLIKLA KARIŞTIRIYORLAR. ONLARIN ANASININ AMINA KARTAL GİBİ SÜZÜLMENİN VAKTİ GELDİ."
*********************************************************************************************
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Bu şarkıya MUTLAKA geç ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Karga sesleri duyuldu tavernanın dışında.
...
Geliyor...
Konuşmasını bitirdiğinde, asamı yere vurmaya başladım, hobbitler de ritme kapılmıştı; büyücüler yerleri dövüyor, şövalyeler çelik kılıçlarını tokuşturuyordu havada. Masaların üzerinde cüceler ayaklarıyla vuruyordu, cornelius içkisini bırakıp çift yarım baltalarının demir saplarını birbirine çarpmaya başladı!
GELİYOR!
TAK! TAK! TAK! TAK!..
TAK! TAK! TAK! TAK!
TAK! TAK! TAK! TAK!
BERDOG BAĞIRDI!
DÜNÜ UNUTMAYACAĞIZ.
KAYIPLARIMIZI GÖMECEĞİZ!
YARINI GÖRMEYECEĞİZ.
BUGÜN ÖLECEĞİZ!
SKYXCO SAVURDU KILICINI
SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!
KAN İÇİP!....
SA-VA-ŞA!
BUZ ÇİĞNEYİP! SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!....
ÖLÜM MELEĞİNİ KATLEDİP!
SA-VA-ŞA!
BÖĞÜRÜP GEBERTMEYE!
SA-VA-ŞA!....
ET DİŞLEYİP!
SA-VA-ŞA!
CESET EZMEYE!...
SA-VA-ŞA!
SVM BAĞIRDI!
GÜNEŞ GİBİ YÜKSELECEĞİZ!
ŞAFAK GİBİ ÇÖKECEĞİZ!
SA-VA-ŞA!
KGB DOĞACAK!. KGB ISIRACAK!. KGB SAVAŞACAK!
SA-VA-ŞA!
ASLANLARI PENÇELEYECEĞİZ!
SA-VA-ŞA!
TİMSAHLARI BOĞACAĞIZ!
SAVAŞA!
YARIN SAVAŞACAĞIZ.
SAVAŞA!
SAVAŞA!
SAVAŞA!..
KEMİKLERİMİZ PARÇALANANA KADAR!
CESETLERİMİZ ÇÜRÜYENE KADAR!
SA-VA-ŞA!
MEZARLARIMIZ TAŞANA KADAR!
SA-VA-ŞA!
SA-VA-ŞA!
SAVAŞACAĞIZ!...
KIZILA BOYAYANA KADAR GÖKYÜZÜNÜ!
SAVAŞACAĞIZ.
DİZ ÇÖKTÜRENE KADAR !
SAVAŞACAĞIZ.
BOĞAZLARINI DEŞENE KADAR!
SAVAŞACAĞIZ.
TEK TEK BOĞANA KADAR!
SAVAŞACAĞIZ! ...
******************************************************************************************************
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ KGB Savaş Müziği ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yarının sancağında kılıçlar yükseldi. Üzerlerimize gelen downvoterların ağızlarının suyu damlıyordu kızgın toprağa. Gözlerimiz faltaşı gibi açılmıştı kara metal mavisi zırhların fazlalığına, biz ise kırmızıya çalan kuşakları işlemiştik zırhlarımıza. Genç u/rientala19 ve u/BlueGrayOwl ise kılıçlarının kabzalarına koyu kırmızı rengi çalmıştı, u/berdog'da turuncu uçlu oklar, Süvari u/YanikTheGent'in atının yelesinde göz korkutucu bir kızıllık vardı. Bir de u/kralperxx ise, komple annesini kırmızıya boyamıştı gebzeli orospu çocuğu! Anneni ketçaplayıp ketçaplayıp sikeyim gebzeli !
Tüm bu hengamenin arasında, u/cemceylan, u/ministerblackveil ve u/berdog başta olmak üzere tüm elfler yaylarını çekiyor. sinirleri pamuktan bir ip gibi gerilmiş u/T4LK- ise şövalye birliğinin başında. Downvoterler atış mesafesinde değil, hobbitler hançerleri ve küçük kalkanları ile. Downvoter savaş borusu öterken mavi kurtların üstünde kgbye doğru koşmaya başlıyorlar. u/25122203 en önde bağırıyor, "GELİYORLAR!"
Lordun sesi patlıyor kulaklarda
"ATEŞ!"
Oklar yağmur gibi yağıyorken üsterine kızıllığın dansına bırakıyor ölüleri. 'Ağrr' sesleri ile ilerliyor dvoterlar. Süvari u/YanikTheGent önde, Babasını(u/terstensaplayan98) yeni kaybetmiş genç u/terstensaplayan123 arkasında yapışıyor boynuna atının.
"SNE NREZBUR KNESTAR! SNE NREZBUR KENDAR! KLEİRA VAN DUR!"
u/Cathessis ile bağırıyoruz gökyüzüne, kızıl yıldırımlar iniyor karanlık mavilere!
u/TigrisSs The Green mavilerin ayaklarına dolanacak sarmaşıklar çıkartırken kgb süvari birliği ortadan ikiye ayrılıyor, tek hedefleri olan mancınıklara ilerlemeye çalışırken arkalarından savaş arabasında u/corneliusvanbaerle'nin bağırışı kulaklarda:
"BİLİYOR MUSUN ZEYNEP!"
Asıl patırtı kurtlar ile yere çöküp falanks misali kalkanlarıyla duvar örmüş cücelerin buluşması oluyor. Arkalara atlarlarken u/lettersnumbers-'in omuzluğunun parçalayan pençesiyle kurdun biri onu yere yıkıyor. Suratında hissedilen sıcak buharlı nefes ve kurt salyası, boynunu parçalamak için dişleriyle ısıracakken... u/bedevizmc!
"Dur!" u/bedevizmcnin asası sanki kurdun dişlerine bağlanmışçasına tutuyor çenesini, ork atlıyor üzerine bu sefer u/lettersnumbers-'in. Paslı kılıcı gökyüzüne kalkıyor, fakat bir okla yere yığılıyor kılıcıyla birlikte.
"Rica ederim!" berdog gözünü kırpıyor, sıradaki downvotere okunu geçirmek üzere.
u/AhmetOguzTr'yi görüyorum sövalyelerin arasında hızla koştururken, downvoterların bir tanesinin sırtına atlayıp hızlı hızlı ensesine bıçağını batırdığını görüyorum:
"ananızı sikim sizin orospu çocukları atmayın işte şu downvoteleri ya atma abi işte düzgün post kalmadı ananızı sikim sizin kgblilik bu mu amınakoyım sikiş için sub arıyorsan başka suba git ya atma işte atma daha hot'a düşmeden postunuzu 7kişi downlamış olsa nasıl hissedersiniz orospucocukları git hayal edip..."
Dev trollerin üzerine binmiş olanlar yeri göğü sarsarak ilerlerken kılıçlarını çekmiş kgb şövalyeleri ayaklarına saldırmaya çalışıyor, gökyüzünde sesleri yankılanıyor devlerin, "kgb p*rno gurubuduğr, kgb reddite syürülmüş bir leğke!"
Üzerine gelen oklar vücuduna gömülmek yerine kalın derisi tarafından sekiyor ya da kırılıyordu. Etrafını saran kılıç kuşanmış kgblileri eliyle sağa sola savururken yavaşça sur kapılarına ilerlediğini gördük, oraya ulaşmayı başarırsa tek savunmamız düşecektir. Biz büyücüler ise patlama büyüleriyle meşgul olduğumuz sürece oraya bakamayız. u/ImmortalThoth'u eline alıyor, kafasını dişleriyle ezmek için ağzına götürmek üzere.
"Böyle öldürme şekli mi olur, sen nasıl devsin amk? Düzgün bir şeyler yap ne bileyim ayağınla ez ya da bir yerlere fırlat yemek nedir sen ne boş bir devsin böyle!"
Her şeye muhalefet orospu çocuğu kafasını karıştırmışken u/Melik0S devin ayak tırnağının arasına tüm gücüyle saplıyor kılıcını, tırnağının altından kanlar akıyor; diğer ayağıyla acı içinde tekmelerken Melikos'u metreler uzağa. Hassiktir.
Devamını izleyemeyecek durumdaydım, bulunduğum surun tam alt kısmına çarpan bir kaya ile yer parçalanmıştı sanki, deprem oluyordu. Asama yaslanamadan yerdeydim. Sura yaslanmış bir merdivenden üzerime bir ork atlarken hiç tanımadığım birisi tutuyor downvoterın kılıç tutan elini. Nickini okuyamıyorum pelerin taktığı için. Arkası dönükken turuncu kılıcını geçiriyor downvoterın karnına, apar topar yerden kalkarken yüzüne dönüp teşekküre fırsat ararken ettiği tek kelime ile pelerini çoktan gözden kayboluyor:
"Görükle..."
Vay orospu çocuğu. Demek sendin.
Savaş tüm kızgınlığıyla ilerlerken yerde yatan ImmortalThot, Melik0S'un yaptığı saldırıyla devin ellerinden kurtulmuş bile. Sur Kapısı devin çivili eldiveni ile dövülürken her darbede daha az sağlam duruyor, çöktü çökecek. Tek iyi haber, süvarilerin mancınıklara ulaşmış olması gibi görünse de, etrafa baktığımda etrafı sarılı corneliusun bağırarak baltasının birini maviyle boyalı bir komutana fırlatması ve yaralı u/pervane_pascha'nın tek eliyle tuttuğu kılıcıyla sırtını duvara yaslamak zorunda kalması iyi gözükmeyen manzaranın içerisinde küçük nüktelerdi sadece.
Kapı büyük bir zangırtıyla parçalanıp düştü.
İçeriye akın ediyordu downvoterlar, u/phalaknenin edit golemleri bile hepsine yetişemeyecek kadar yavaştı; kendisi de aralarına atlayıp ingiliz anahtarını bir onun bir diğerinin kafasına savurmaya başladı, fakat bu yegane bir çabaydı.
Kaybediyorduk.
******************************************************************************************************
"Lord Nerede!?"
Hustle'a bağırıyordum, savaşın başlama emrinden sonra gözden kaybolmuştu. Eğer Hot Posts da maviye bulanırsa kgbnin düştüğü anlamına gelirdi, en çok ihtiyaç olduğu zamanda neredeydi bu adam!
Derken kıyamet koptu.
"AÇILIN OROSPU ÇOCUKLARI!"
Lord daha önce hiç görmediğimiz bir yeşil savaş arabasının üzerinde kılıcını sallayarak bağırmaya başladı!
"KGB DEVAM EDECEK!"
Kalabalığın arasına düşmüş bir meteor gibi parçalıyordu downvoter birliklerini, kelleler kum torbaları gibi yere yığılıyordu kgbnin girişinde. Birliklerin etrafında daireler çiziyor, her dönüşünde çivili parlak savaş arabasını sürdüğü downvoterları buğday tanelerini öğüten buğday taneleri gibi üzerlerinden geçiyordu. BU ŞEY DE NEYİN NESİ!
Kıyamet makinesinin üzerinden atlayıp kılıcını sapladı göğsüne birinin, suratına yaklaşırken sözlerini fısıldıyordu:
"Reddite hoşgeldin, amk new'i!"
Koyu yeşil/siyah araba ise çıldırmışçasına dört dönüyor, biçiyor, üzerlerinden geçiyordu yoz downvoterların. Yükselen bir metal konserinin delirmiş ritmine kapılıyor savaş arabası. Beyaz asamı tuttum u/furkantopal'a, kan kokusunu andıran kara büyü ile kutsamamı okurken kana boyanmış yüzünü siliyor.
Çelik tutamaçlarındaki yazı parlıyordu arabanın savaşın ortasında: u/AutoModerator.
Maun tekerlekli kıyım makinesini arkasında bırakırken koşmaya başladı devin üzerine, sırtındaki kurt postu omuzuyla bütünleşmiş; koşarken ritmiyle kavruluyordu savaşın.
u/TigrisSs altındaki zemini bozdu devin, sarmaşıklar yetmiyordu ama bastığı yerin çamurdan bir bataklığa evrilmesiyle sarsıldı yerine sabitlenirken. u/Cathessisi gördüm lord yanından koşarak geçerken, planı o da anlamıştı. Devin üzerine koşarken rüzgar büyülerini lordu sarmak için kullandı, T4LK diz çöküp basamak oldu lord üzerine koşarken; dostunun sırtına sertçe basarak yükseldi güneşin önünü ay misali kapatan u/furkantopal! Devin omzuna sapladı kılıcını sabit durmaya çalışırken. Koşturmaya başladım ben de, tüm kalabalığın üzerine, u/YanikTheGent uzattığı eliyle atlamam bir oldu kara ata.
Yanımızdan u/csyeninden koşturuyordu boz süvari,
"Bir fikrim var!"
Göğüslüğünün arasına sıkıştırdığı bir urganın tek ucunu attı üzerimize, u/YanikTheGent bir eliyle sıkıca kavrıyordu dizginini atın, diğerinde ise ipin bir ucu vardı, iki yana ayrıldık ipi gererken.
Ayaklarının etrafında daireler çiziyordu iki at ipleri gererken, en son yere indik ve çekmeye başladık; u/KiracUzun ve u/csyeniden de çekiyordu. Üldürülen üniversite öğrencisi ise taştan zırhını yarıp deliyordu omzunu, sırtını fakat hala daha ayaktaydı. Dev bir beton heykeli iplerle devirmeye çalışan kişilerdik.
Ta ki bir alev sütunu bir mızrak gibi göğsüne çarpana kadar mark hizmetkarının. Bu Kürşat! Yüzünün kenarlarındaki kızıllıklar tüm vücudunu sarmış, sanki başka bir forma bürünmüştü savaş için. Geri adım atmaya çalışırken iplere takılan ayaklarını tüm gücümüzle asılıyorduk, belimdeki sorun bundan hiç memnun olmayacak!
Zangırtıyla düşerken u/furkantopal'ın atladığını gördüm kürşatın üzerine. Alevlere bürünmüş ileri gidiyorlar
u/corneliusvanbaerle yanındaki u/wingedhussar ile hala daha düşmemiş birer kale gibi, onları düşürebilecek tek şey sanırım u/wingedhussar'ın "Hiç ork siktin mi abi" tarzındaki soruları.
İlerlerken sayımızın azaldığını, fakat karşımızdakilerin hala daha taze kovandaki arılar kadar çok sayıda olduğu gerçeği yüzümüze çarparken duraksamadık bile. Epi topu 400 aktiftik o saatlerde. Kürşatın alevleri bir havai fişeğin yavaşça süzülen parçaları gibi ateşten bir iz bırakıyor, ölüme gidiyoruz.
Lord kılıcını havaya kaldırana kadar öyle sanıyorduk en azından.
"Bakıyorum da siz sadece sıradan postlarla gelmişsiniz, daha fazlasına ihtiyacımız var."
Textpost Çağrısı
Yerin altından çıkmaya başladı iskeletler, etraflarında kızıl savaş sisi; bunlar ghostlar!
DEMEK TÜM BUNLAR OLURKEN BURADAYDINIZ OROSPU ÇOCUKLARI!
"Biz porno izlemeye geldik knk nsfw yoksa geri dönücez furki"
Demek Lylo'nun ifşasından beri burada sessizce bekliyorlardı, inanılmaz.
Cesetlerin üzerinden zıplayan cüce cornelius u/phalakne'nin edit savaş arabalarından birine atlamış koşarken sırtında u/wingedhussar ile koşturan u/berdog'u gördüm, yanlarında u/s_v_m ise bir dver'ın gırtlağından çıkardığı kılıcı ile olayı kesiyordu; mezbahadan fırlamış gibiydi kanlara boyalı. u/s_v_m'nin çocuksu mutluluğu vardı bir yandan omuz omuza çarpışıyor oluşumuzun, yüzü gülüyordu.
"BANLATTIM OROSPU ÇOCUĞUNU! 22si düştü!" diye el sallıyordu bize,
Ve sırtına saplandı bir kör kılıç.
Sesi kesildi, gırtlağı kan doldu.
Nefesi yarım kaldı.
Gözleri kaburgalarını yırtan metalin acısıyla boyalı incileri andıran kızıl damarı kürelere dönüştü.
Arkasında duran orijinal içerik flairi koymuş bir reposter, başka gruplardan çaldığı post ile kgbnin etrafında dolanan bir celladın kılıcına sahipti. Kural 3 ile birlikte svmnin de zırhını parçalamıştı.
Gözleri kızıllıkta kayarken yere yığıldı erişkin hobbit.
Sol elindeki kılıcı yere düştü.
************************************************************************************************
Olduğum yerde kalakalmıştım u/s_v_m'nin düştüğünü görmemle, üzerine doğru koştururken bakışlarını üzerime dikmiş sahte orijinal içerik üreticisi, gözlerini bir an bile üzerimden ayırmadı. Sırtına u/hamhumsaralop atlayana kadar.
"Siz köylü orospu çocuklarını diri diri yakmak gerek" derken hançeriyle zıplayarak boğazını kesti düşmanın, fakat svmyi götürmemiz gerekiyordu.
u/karmamarma1'i gördüm sırtlanırken,
"onu u/idillogia'nın yanına götür!"
Işık mikroskobuyla günden güne yeni merhemlerin üzerinde çalışan mutfak robotu geldi aklıma sadece
Kürşat ile kalanları biçerken turuncuya boyadık kalan dvoter klanını, u/pervane_pascha'nın yanına ie u/ayseyz yetişmiş, küçük çaplı bir ok yağmuruyla kurtardığı ateş çemberinin ortasından omzuna girerek çıkartıyordu paşayı.
u/skyxco sırtındaki kgb bayrağı ile koşuyordu düşman birliklerinin üzerine, turuncu kılıcı ile bir an bile durmadı. Ayakta kalan son dvoterın ölümü de onun elinden oldu. John wick edasıyla yere tükürürken son gürültüyü kopardı:
"SAVAŞ BİZİMDİR!"
Sonrasında o da yorgunluktan yalpalayarak yere yığıldı. Haklıydı. Savaşı kazanmıştık. Artık bitmişti.
***********************************************************************************************
***********************************************************************************************
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~Yolculuk Şarkısı~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
O günün şafağında işine 4 koldan sarılanları görürdünüz. Tüm amk n*wi cuceler sabah u/terstensaplayan123 nin attığı 144p nsfwler ile uyanır ve yabancı subredditlerden kaynak ve bilgi toplarlardı. Old flairine sahip bilge ırklar ise eski KGB postlarını reddite uploadlayarak hepimize gereken ruhu aşılamaktan sorumluydu. Kimileri fazla comment atardı, kimileri az. Bir tanesiyle ara ara yollarımız kesiştiğinden, commentlerine reply atarken de ayrı bir mutlu olurdum, u/TigrissSs (ismini bir türlü yazamamışımdır.) Her flair sahibine tutulmuş bir ayna gibiydi ayrıca, en yaygın "Kalktı" flairli genç hobbitler gerçekten de sabah erkenden kalkip, nsfw postları arasında en iyisine upvote atabilmek için grubun derinliklerine inerek New Posts'ta dahi arama yaparlardı.
u/skyxco ise katrana bulayıp tüğ dökerek siktiği annelerden bahsederdi hala daha chatroomda. Aramızda yeni yeni görmeye alıştığımız u/atakankolali ise muhabbet kuşu gibi tekrar ederdi konuşulanları, bir şeyi kaçırırsanız ondan dinlemeniz mümkündü. u/wingedhussar sorular sorar, u/YanikTheGent ile u/skyxco debelenirdi tavernanın ortasında. u/kralperxx ise hala daha u/okuryusuf'un peşinden gidip gerçek bir orospu çocuğu olmak için çabalıyor.
u/s_v_m'yi ise savaştan sonra revirde yatarken gördüğümü hatırlıyorum, fakat eminim ki onu kurtaran şifalı merhemler ve büyüler değil, irades... Büyük ihtimalle gruptakı %0.001lik östrojen seviyesi.
Surları onarıyordu u/cemceylan ve u/25122203 her sabah, gedikleri kapatmasında yardım ediyorlardı tüm kgb halkına. u/sunqfu çiziyordu destansı resimlerini kgb'nin hala. u/ministerblackveil ise kgb'nin kiliselerinde oturmuş, yaralı ruhunu sarıyor; sükunetle dinleniyor kayıp rüzgarların altında. u/pervane_pascha deri sandalyesinde mecmualarını okuyor, u/BraveShadow ve nicelerimiz koşturuyor kgb sokaklarında.
Savaştan sonra göremediğim tek kişi u/Cathessis. Son bir konuşmamız oldu:
"Nereye gidiyorsun?"
"Bu evrendeki tek kgb biz olabiliriz, ama başka yerler de var. Hala daha bir yerlerde direniyor kgbliler. Yalnız değiliz."
"..."
"Başka evrenlerde, başka kgbler var."
"Anlıyorum." dedim genç görünümlü büyücüye, onun da zamanı gelmişti demek. Anlıyorum.
***************************************************************************************************
Peki ben Saruman ne yapıyordum?
ZABUMAFU tam anlamıyla uyanmıştı. Kadimlerden eski bir zaman geliyordu, ve biz bunu yapmak zorundaydık. Seçilmiş olanların belirleneceği yegane yolculuk. 1 ay elimizden düşmeyen vişneli çizkeklerimize hakim olmak zorundaydık, yoksa detroit kurbağaları gibi dilleyen bir kadın gelecek ve bizi ele geçirecti. Vakit çüklerimizi cebimize sokup ilerleme vaktidir.
Beklenmeyen yolculuk başlamıştı...
*********************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************************
Part3'ün sonundaki bu şiir ile çoktan anlatmış olduğum downvoter savaşına tanıklık ettiniz, güzel vakit geçirmenizi sağladıysam ne mutlu bana

Gün doğumunda, yükselen ağaçlara bakın!
Kamp kuran hobbitlere ve zambaklıgöle.
Teknelerin yanaştığı Taşkın Deniz'e veyahut
Olgunluktan yere düşen Turunç meyvelerine!
Onlar ki, dünün başyapıtlarıdır.

Gün batımında, yükselen mızrakları seyredin!
Kılıç kuşanan cüceleri veya yaprakhançerlerlileri.
Çelik seslerinin yükseldiği Günlimanı'nı ya da
Kanca gagalı Leşyiyicilerı!
Onlar ki, bugünün eserleridir.
KULAK VERİN!
YENİ GÜNÜN ŞAFAĞINA.

Yeni gün doğumunda, parçalanmış ağaçlara bakın.
Sönmüş kamp alevine ve kırmızı dolmuş zambaklıgöle.
Dibinde batıklarla Taşkın Deniz'e veyahut
Yere yığılmış körpe elf cesetlerine.
Onlar ki, dünün izleridir.

Yeni gün batımında, tekneler yaptığımız ağaç parçalarına bakın!
Küllerden merhem yapan elf kızlarına.
Batıklarda altın bulmuş heyecanlı hobbitlere veya
Elf kanıyla yeşermiş parlayan Ixora çiçeklerine!
Onlar ki, yarının umutlarıdır!
Kazandık.
******************************************************************************************
Amını dengesini siktimin manyağı, ne uzun yazmış yine aq
submitted by SikiTuttunSaruman to KGBTR [link] [comments]


2019.12.12 12:49 Cathessis DOWNVOTER SAVAŞLARI, ORTA DÜNYA TARİHİ Vol.3

Üst Ekeme: Saat 14:00'dan beri post etmeye çalışıyorum ama hata veriyor. Old redditten postluyorum bunu şimdi. O yüzden ne flairi var ne de text editleri. Ah Reddit ah. (New Reddit'e geçtim de editleyebildim oh be 53 dakikadır çile çekiyordum!)

Okumayanlar için önceki bölümler:
Vol.1
Vol.2

Bu yazıda geçenlerde attığım afişin altında kendilerini göremeyip üzülen/sitem eden KGB hulkuna yer verdim. u/SikiTuttunSaruman’la giriştiğimiz bu yazıda sizlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Uzun soluklu yazılarımın 3'üncüsü sizlerle. Sabit bir müzik bulamadım. O yüzden en azından arka planda bu YouTube linkini açarsanız bu ksavetli günlerimizde orta dünya havasına girersiniz. Bu da Spotify linki.
~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~
Nu’t haccından döndüğümüz günden beri saldırı planları yapıyorduk ve beklenen gün bugündü. Bugün uzun süredir topraklarımızda yürüttüğümüz savaşı onların -downvoterların- yurduna taşıyacaktık. Üstüme cüppemi giydim. Boyut kapısını açtığımda downvoterların bana saldıracaklarını bildiğimden ordudan bir zırhı bana tahsis etmişlerdi. Üstüme büyük geldi biraz ama yeterince sağlam olması bana güven veriyordu. Odamdan çıkıp boyut kapısının olduğu yere doğru yürümeye başladım. Kapıya vardığımda KGB ordusu da boyut kapısının önünde yerini yavaş yavaş almaya başlıyordu. Her yerden zırh ve kılıç tıngırdamaları geliyordu. Bir an gözlerim yaşlarla doldu ama güçlü görünmeliydim, bu anı uzun zamandır bekliyorduk ne de olsa. Meanwhile in Lord’s Room:
O sırada lordum odasında Anor’un bize bahşettiği kutsal kitabımızdan elfçe yazılmış birkaç efsun okuyordu. Sona geldi, kenardaki maşrapadan altın kadehine bir bardak şarap koydu ve tek seferde içti. Moral konuşması yapmasına yardımcı olacaktı bu çünkü. Aynada zırhına bakarken arkadan Arwen geldi ve yanağına bir buse kondurdu. Ardından Lordumun zırhını ve yakasını düzeltti, sımsıkı sarıldı ona. Lordum Arwen’ı öpmek için kendine çektiğinde Arwen O’na zaferi beklemesini söyledi. Lordum biliyordu ki zafer sonrasında onu güzel bir gece bekliyordu. Kılıcına baktı, nesillerdir ailesindeydi bu kılıç ve zamanında Sauron’u yenmek için kullanılmıştı. Kendine ait 3 adı vardı kılıcın: “Andúril”, “Flame Of the West” ve “Üldürülen Üniversite Öğrencisi”.
📷

https://preview.redd.it/hlwwl61iw9441.png?width=1186&format=png&auto=webp&s=e71fe35e1a33397bbe4a36a387643cb35fd92b80
📷
Lordum odasından çıktı ve boyut kapısına doğru ilerlemeye başladı. Odasından çıkar çıkmaz modlar Lordumun yanına sıralanmıştı bile. Sabaha kadar savaş planlarını konuşmuştuk ama gün doğumunda birer saat kestirmek için dağılmıştık. Lordum boyut kapısına geldi ve O’nu ilk gördüğümde gözlerindeki yorgunluktan bizden sonra da uyumadığını anladım. Lordumun kılıcı Sirus yıldızı gibi parıldarken gözünün önüne düşen bir tutan saç onu çok daha korkutucu ve bir o kadar da seksi gösteriyordu. Lordum moral konuşması yaparken arkalardan bir ses geldi. Tanıyordum bu sesi, u/okuryusuf’tan başkası olamazdı. “Annnalarını s*keliiim!” diye bağırdı. Bunun üzerine Lordumuz da “Anneler kutsaldır *rospu çocuğu!” dedi. Saflarda tek tük gülüşmeler duyulsa da Lordumun ciddi duruşu onları kahkaha atmaktan alıkoydu. Yusuf ise bundan sonra üstünde kalacak olan “*rospu çocuğu” lakabını almanın ve ileriki yıllarda çocuklarına anlatacak bir askerlik anısının olmasının gururunu yaşıyordu. Lordum hepimize moral veren konuşmasını yaptı, u/SikiTuttunSaruman her bir neferimizi upvote büyüsüyle kutsarken modlar da askerlerin silahlarını ve duruşlarını düzeltiyordu. Bu savaşı kaybetmeyecektik, kaybımız da çok olacaktı. Ama ben biliyordum ki fedakârlık ve kayıp olmadan zafer de kazanılamazdı. Lordum gür sesiyle kapının açılması emrini verdi. Lordumun emriyle realmların (bouyutların) koruyucusu olan ben Cathessis the Gatekeeper, Downvote dünyasına saldırı için kapıyı açtım. Lanet olası downvoterlar geleceğimizi önceden biliyor olmalıydılar zira kalkan duvar yapmış hazırda bizi bekliyorlardı. Ama bu bizi durduramazdı. Lordum hiç duraksamadan beklenen emri verdi.
“SALDIRIN YİĞİTLERİM!”
📷

https://preview.redd.it/7e6oh3yiw9441.png?width=1080&format=png&auto=webp&s=06d4c0fb3dc658aec3b8c46f2f5adda2aa12a439
📷
KGB ordusunun downvoterlara duyduğu öfke çok fazlaydı. Auralarını iliklerimde hissedebiliyordum. Lordum kapıdan ilk geçendi, ardından da 2 mod hariç diğer modlar girdi. Kalan 3 mod Lordum ve ordusu diğer dünyadayken orta dünyayı koruyacaklardı çünkü bizim dünyamızda da bir sürü düşman vardı hala. Her şeye muhalefet olan u/ImmortalThoth “Ben o kapıdan girmem! Yiyorsa buraya gelsinler de kafalarını koparayım!” diye bağırdı ama boyut kapısına hücüm eden KGB ordusuna karışıp gitti. Ordumuzdan iki tabur “kan kan kan” diye bağırarak kapıdan geçmişti ki lanet olası downvoterlardan birinin attığı ok dizimdeki zırh boşluğundan içeri girdi ve bir dizimin üstüne düştüm. O an köydeki yaşlı bir cüce aklıma geldi. Genç bir maceracıya “Bir zamanlar ben de aynı senin gibi bir maceracıydım. Derken dizime bir ok yedim.” demişti. Umuyorum ki saplanan ok çok ciddi değildi. Tüm gücümle boyut kapısını açık tutmaya çalışıyordum ki başımı çevirdiğimde büyücü gözlerim üstüme gelen 7 adet zırh delici oku gördü. Teslimiyet duygusu içinde okların bedenimle temas etmesini beklerken 3 sadık cüce kalkanlarıyla beraber önüme geçti ama kalkanları okları durduramadı. Üçü de oracıkta can verirken akıllarındaki son şey boyut kapının kapanmaması için beni korumaktı. Bu nasıl bir sadakatti, çok duygulanmıştım. Onların düşüyle aynı sırada bir ucu sırtımdan girip diğer ucu göğsümden çıkan ok sebebiyle yere yığılırken ellerim boyut kapısı mekanizmasından kaydığı için kapının kapandığını ve o sırada kapıdan geçmekte olan savaşçıların iki dünya arasında sıkışıp parçalanmalarını gördüm.
Gözümü açtığımda göğsüm sargılıydı ve sinek ısırması gibi ufak bir acı hissediyordum. Göğsüme baktım ve neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük bir nokta gördüm. Orası okun deldiği yer olmalıydı. Magic aurom beni zırh delici okun ölümcül kuvvetinden korusa de göğsüme saplanan bir ok beni birkaç ay yatakta süründürmüş olmalıydı. Boyut kapısının kapandığını hatırladım birden. Lordum ve 3 tabur KGB askeri downvoter dünyasındayken ben burada ne arıyordum! Derhal gidip kapıyı yeniden açmalı ve takviye güçlerle beraber onlara katılmalıydım. O sırada u/idillogia gülümseyerek elindeki şifalı elf otlarıyla beraber odaya girdi. Kendimde olmadığım aylar boyunca belki muhtemelen birkaç büyü sayıklamıştım ve ortalığı birbirine katmış olmalıydım hatta ağzımdan birkaç kötü söz de çıkmış olabilirdi. Bu süre zarfında bana katlandığı için hızla ona teşekkür ettim, çünkü kendimde değilken çekilmez biri olduğumu biliyordum. Ardından “Ne oldu?” diye sordum ve bana 2 gündür baygın olduğumu, boyut kapısının kapandığını ve downvoterların Dark Lord Mark’ın orclarıyla birleşerek bize saldırdığını söyledi. Birkaç yıldır gıdalar ve bitkiler işinde epeyce ilerlemiş olmalıydı çünkü öyle bir ok yarasını kısa sürede iyileştirecek merhem ya da gıda kaynağı yoktu. Bu gidişle Lordumun sarayında başhekim olması işten bile değildi. Yeterince vakit kaybettiğimi düşünerek hışımla yerimden kalktım ve odadan çıktım. Etraf ana baba günüydü. Yaralı elfler, küçük cüceler, kolu kopmuş insanlar ve daha kimler kimler… Revirden çıkıp boyut kapısına koştum. KGB mühendisleri boyut kapısını tamir etmeye çalışıyorlardı ama zırh delici oklar mekanizmaya da zarar vermişti ve kısa sürede düzeltilmesi imkansızdı. Yere çöküp ağlamaya başladım. 2 koca gündür Lordum ve ordudaki 3 tabur KGB askeri downvoter dünyasında kıran kırana savaşıyordu ve ben baygın kalmıştım. Üstüne üstlük orclar downvoterlarla birleşip bize saldırıyordu ve Lordumuz onların dünyasında kılıç sallarken biz burada hiçbir şey yapamıyorduk. Onların yanına kendim ışınlanabilirdim ama boyut kapısı olmadan yanımda kimseyi götüremezdim. Zaten oraya gitsem bile bu yorgun halimle orada bir işe yaramazdım. Aksine onlar savaşırken onlara ayak bağı bile olabilirdim. Burada yapacak tek şey vardı o da orta dünyadaki düşmanları temizlemekti…
Surlara doğru ilerlemeye başladım. Savaşamayan herkes surlara ok, taş, Yunan ateşi gibi lojistik malzemeleri taşıyordu. Surlara yaklaştıkça etraftaki kül olmuş, çatısı çökmüş evleri gördüm. Uzun menzilli mancınıkları vardı demek ki. Eğer ki surda gedik açarlarsa bu bizim için büyük bir sorun olurdu. Derhal surlara çıktım ve savaşın büyüklüğünü o zaman fark ettim. Sauron’un düşmesinden sonra orclar yıllarca yerin altında hazırlık yapmış ve şimdi downvoterlarla beraber bizlere saldırıyordu. İçimden tüm downvoterlara lanet okudum. Çoğunun babası Sauron’la olan savaşta kendi dünyalarından bize yardım etmek için gelmişti ama onların çocukları yoldan çıkıp bize saldırmaya başlamışlardı. Kendi dünyalarından mavi ejderhalar getirmişlerdi cesetleri surların dibindeydi. Mod general çadırına doğru koştum ve masanın başında u/IamAhustle ve u/YaniktheGent’i gördüm. Beni görünce yüzleri aydınlanır gibi oldu ama önlerindeki haritaya bakınca durumun iyi olmadığını anladım. Düşmanın çok fazla mancınığı vardı ve bu mancınıklar surlara yakın olan evleri tamamen yıkmıştı. Attıkları yanan taşlar kenar kesimlerde yangınlara yol açıyordu. Bununla da yetinmeyip Surların dışında kalan çiftliklerden yakalayıp acımasızca öldürdükleri sığırları da mancınıklarla şehir içine atıyorlardı. Eğer hemen yakılmazlarsa hastalığa sebep olacakları için surlarda olduğu kadar iç kesimlerde de telaşla gezinen gönüllü KGB hulku vardı. Bizim surdaki mancınıklarımızsa mavi ejderhalar tafından yok edilmişti. Geriye sadece 2 mancınığımız kalmıştı ve onlar da aralıksız kullanıldığından taşıyıcı keresteleri çatlamıştı. Bu halde kullanılamazlardı. Generallerin istekleri doğrultusunda surdaki en yüksek kuleye çıkıp mancınıklara ateş topu fırlatmaya başladım. Bu sırada orclar ve downvoterlar halatlar ve merdivenlerle durmaksızın surlara çıkıyordu. Onlar çıktıkça yurdunu savunma içgüdüsüyle yanıp tutuşan cesur askerlerimiz onları öldürerek surlardan aşağı yuvarlıyordu. Aşağıda o kadar ceset vardı ki gece olduğunda onları yakmamız gerekecekti yoksa hem hastalığa sebep olacaklar hem de cesetler taarruza geçen düşmanlara birer rampa görevi görecekti. Mancınıkları ateş toplarıyla kısa sürede etkisiz hale getirdim getirmesine ama ejder kemiğiyle güçlendirilmiş koçbaşlarına alev topu atmak için manam kalmamıştı. Koçbaşlarını kızgın yağlarla etkisiz hale getiririz diye bölük subayı kızgın yağı dökme emrini verdi. u/BlueGrayOwl ve u/moremelih kızgın yağ kazanını omuzlarından destek alıp surların kenarına getirdiğinde u/ufpa elindeki metal sopa yardımıyla kazanın altını kaldırarak yağı aşağı doğru döktü. Bir de ne göreyim, koçbaşının ok geçirmez derisi alev alıp yok olduğunda altındaki yanmaz ejder pulları açığa çıktı. O an s*ki tuttuğumuzu anladım. Koçbaşı ana kapımıza darbe üstüne darbe indiriyordu. Derken ana kapımızdan bir çıtırtı sesi geldi. Hemen aşağı inip düşmanları karşılamak üzere bekleyen askerlerin arasında kılıcımı çekerek yerimi aldım. Ana kapı büyük bir gümbürtüyle kırıldı ve düşmanlar içeri it sürüsü gibi akın etmeye başladı. Arkamdan bir ses işittim ve kale büyücülerine gerekli mistik bitkiler gibi şeyleri karşılayan “ u/rientala19’yı elindeki mana potlarıyla bana doğru koştururken gördüm. Büyücüler revirde yaralıları iyileştirmekle meşgul olduklarından ellerinde kalan 3 şişe mana potunu yollamışlardı. 3 şişeyi sek içtim ve kapıdan içeri giren düşmanlara alev topları fırlatırken o da düşmanlara molotof kokteyl atıyordu. Çatışma çok şiddetliydi ve ne düşman öldürürsek öldürelim bitmiyorlardı. Bu amansız mücadele tam 6 gün boyunca devam etti. Bazen dış surları kaybettik ve iç kaleye çekildik sonra onları geri püskürttük. 7. Günün şafağında mod generallerden biri elf yayıyla orc liderini boğazından vurduğunda lidersiz kalan orc sürüsü geri çekilmeye başladı. Orcların geri çekilmeleri downvoterları da dehşete düşürmüştü ve onlar da geri çekilmeye başladı. Öyle ki, korkudan vurulan liderlerini bile geride bırakmışlardı. Süvarilerle beraber can çekişen orc liderinin yanına gittim. Hemen bildiğim en etkili iyileştirme büyülerini orc liderine uygulamaya başladım çünkü revire götürene kadar ona canlı ihtiyacımız vardı. Yanımdaki u/brylmz onu atının terkisine attı ve revire doğru at sürdük.
Revire girdiğimizde u/samtgrb “Aman aman nereye geldim ben. Daha demin cephedeydim burası neresi *rospu çocukları!” diye inliyordu. Yarası derin değildi, iyileşeceğinden emindim. Tekrardan orc liderine döndüm. Oku en tecrübeli hekimelerden u/idillogia’nın yerinden çıkarması, benim ve diğer kale healerlarının büyülerle orcu ölümden döndürüp stabil hale getirmemiz 8 saat sürdü. Çok yorgun olduğumdan biraz kestirmek için revirdeki odalardan birine daldım ve gördüğüm manzara tarif edilemezdi. Sıhhiyeci u/shido_37 esir alınan yaralı bir downvoteri g*tünden s*kiyordu. Ben de yan odaya geçip oradaki sandalyeye çöktüm ve yorgunluktan oracıkta uyuyakaldım. Kendime geldiğimde hava kararmıştı ve mod generallerle beraber zindana gittik. Modlardan u/IamAhustle gardiyanlardan u/ovzanV2’ye hücrenin kapısını açmasını emretti. Modlar, ben ve gardiyanlar hücreye girip downvoterlara işkence ettik ve bu sırada gardiyanlardan u/justalperen downvoterların da bü evrenin(reddit’in) bir parçası olduğunu söyleyip biraz daha nazik olalım diye ısrar etti ama sonra kendisine küfreden bir downvotera dayanamadı ve tekme tokat girdi. Esir ettiğimiz downvoterlar lider kadrosundan değil de sıradan asker oldukları için bir şey bildikleri yoktu. Bunun üzerine orc liderinin hücresine gittik ve şafak sökene kadar ona işkence ettik ama orc lideri konuşmayı reddetti. Çelik zincir gibi bir iradesi vardı ve onun zincirlerini kırmak kolay olmayacaktı. Onu nasıl konuşturacağımızı düşündük. Bir Balrog’un imgesiyle onu korkutabilirdim, hatta Balrog’dan daha korkunç ifritler de vardı ama bu sefer delirirdi ve işimize yaramazdı. Onun aklının başında olması lazımdı ve öyle bir yöntem bulmalıydık ki yalvara yalvara, kendi isteğiyle bize bildiği her şeyi itiraf etmeliydi. Nasıl bir şey, nasıl bir… Aaaha! Bulmuştum! Gardiyanlardan u/mutfuckrobotu’nun kulağına birkaç şey fısıldadım ve gözleri fal taşı gibi açıldı. İşe yarayacağını o da biliyordu. Orc lideri biraz işkillense de konuşmayacağından emin gibiydi.
O gün akşama kadar orc liderini balla, sütle, mesir macunuyla besledik. Gece yaşayacağımız sevinçten dolayı ellerim kaşınıyordu. Akşam olduğunda süt gibi elf kızlarından 3 kişiyi zindandaki hücreye getirttim. Orc liderinin malafatına da Cesur’un kilidini takıp ellerinden ve kollarından duvara sabitledik ve elflerle baş başa bıraktık. 3 elf kızı sabaha kadar orc liderinin önünde twerk yaptı. Orc lideri malafatındaki kilit yüzünden hem acı çekiyor hem de elf kızlarıyla ilişkiye giremediğinden acı içinde çığlıklar atıp kilidi açın diye yalvarıyordu. Sesi tüm kalede yankılanıyordu. Öyle ki kaledeki birçok kişi uyuyabilmek için kulak tıkacı kullandı. Orc lideri sabaha kadar yalvardı, her şeyi itiraf edeceğini söyledi ama şafak sökene kadar kilidi açmadık. Şafakla beraber modlarla zindana indik. Elf kızlarını istirahat etmeleri için odalarına yolladık ve general u/YaniktheGent elindeki savaş çekiciyle tek hamlede orc liderinin malafatındaki kilidini kırdı. Eğer orc lideri birkaç saat daha kilitli kalsaydı acı ve kederden ölecekti. Bu yöntem çok tehlikeliydi ama bir o kadar da etkiliydi. Bunu bir kenara not aldım. Orc lideri malafatı serbest kalır kalmaz işine koyuldu ve generale kilidi kırdığı için minnettar olduğunu söyledi. Onu işini yaparken izlemek ne kadar iğrenç de olsa sonuna kadar bekledik çünkü artık kilitleri kırılmıştı (her iki mana da da :dd) ve bize bildiği her şeyi anlatacaktı.
Orc lideri işini bitirdiğinde downvoterlarla ilgili her şeyi anlattı. Dediğine göre yüzyıllar önce Sauron’la olan savaşta ölmek üzere olan bir savaşçı ölmekten korktuğu için ruhunu ilk dark lorda satmış ve ruhu karşılığında ondan boyutlar arasında kapı açma yeteneğini almıştı. Bu yeteneğini daha doğrusu lanetini her kullandığında ruhundan bir parça kaybederek daha fazla çıldırmış ve yoldan çıkmıştır. Başta yanına getirdiği downvote ırkıyla orta dünyada sadece bir şehir kurup huzur içinde yaşamak isterken zaman geçtikçe delirmiş ve Nefes almak için surların dışına çıktım askerlerimizin yoğun çalışmalarını gördüm. Cesetleri toplayıp yakacak, surdaki gedikleri onaracak, surların dibindeki cesetlerle beraber çamur deryasına dönmüş hendekleri tekrar kazacaklardı. O sırada uzaklarda yeşil bir ışık kümesi farkettim ve atımı oraya doğru yürmeye başladım. 5 tane ghostu bir ateşin etrafında oturmuş muhabbet ederken gördüm ve dinlemeye başladım. Bir cisimden bahsediyorlardı. Öyle bir cisim ki tüm orclar bu cismi arıyordu. O cismin orc liderinin bahsettiği boyutlar arası bağlantıyı sağlayan cisimle aynı olup olmadığını merak ettim ve ghostlara doğru yürümeye başladım. u/csyeniden’i, u/mcdmnsi’i, u/mosyosolid’i ve u/normade1’i tanıdım ama sonuncu ghost kafasında savaş baştası varken tanınamaz haldeydi. Kim olduğunu sorunca “u/sunqfu’yum ben” dedi. Bu 5 ghost’u en son 2 ay önce Lordumun downvoterlar hakkında istihbarat toplamaları için görevlendirdiğinde görmüştüm. Aralarından biri konuşmaya başladı: “u/Cathessis, dowvotecuları takip ederken orclarla iletişim kurduklarını görüp onları Mordor’daki madenlere kadar takip ettik. Madene sızınca yüzlerce metre derinliğinde devasa bir çukur kazdıklarını gördük. Çukur o kadar genişti ki iç tarafındaki sarmal merdivenlerle dibe iniliyordu, ek olarak orta tarafta da kazdıkları toprağı çıkarmaları için vinç sistemi vardı. Gece olup hepsi madenden çıkınca çukurun dibine indik. Hızlı hızlı basamaklardan inmemize rağmen inişimiz en az 15 dakika sürmüştü. O sırada duvarların parıldamaya başladığını fark ettik. Duvarlara bir sürü minyatür resmedilmişti ve bunların birince parıldayan bir cisim görülüyordu. Yerin bu kadar altında böyle minyatürler olduğuna göre orclar önemli bir şey bulmuş olmalıydı. Derken arkamızdan gece devriyesindeki downvoterlar göründü. Onlar bağırınca merdivenin aşağısından da orclar gelmeye başladı. Kanımızın son damlasına kaadr savaştık ama bizden onlarca kat fazlaydılar ve sonunda daha fazla dayanamadık.” derken yüzü yere bakıyordu. Kahramanca çarpışmışlardı ve edindikleri bilgileri Lorduma ulaştıramadıklarından ruhları da bu dünyada acı çekiyordu. Gideceğim yer belli olmuştu, Mordor’da beni büyük tehlikeler ve şeytani varlıklar bekliyordu.
Surlara doğru at sürdüm ve generallerle bu bilgiyi paylaştım. Yakın zamanda tekrar saldırı bekledikleri için tüm askerlere burada ihtiyaçları vardı ama ellerinden geleni yapacaklarını söylediler. Kaleden gerekli eşyalarımı alıp Mordor’a gitmek için surların dışına çıktım. Tek sorun nasıl gideceğimdi. Günlerdir yaşanan bu olaylar yüzünden kendimi teleport edemezdim. Atla yanlarından geçsem düşmanların ordugahından dolayı geçişim zor olurdu. Havadan gitsem de beni fark ettiklerinde oklarla vurup keklik gibi avlamaları işten bile değildi. Kara kara düşünürken yanıma gelen u/alperozkaya’ya aklımdan geçenleri anlattım. “Bekle beni Cathessis” deyip kaleye koştu ve az sonra elinde bir tahta parçasıyla geri döndü. Elindeki “+” şeklinde tahta parçasıyla ne yapacağını sordum. O da bana downvotecu *rospu çocuklarının yaralılarını çarmıha gerip sabah onların ordugahına yakın bir yere götüreceğini, böylece de kilometrelerce metrekare alanda gökyüzünün görünmeyeceğini söyledi. Bu fikir aklıma yatmıştı. Bir ıslıkla uçan kartal dostumu çağırdım. Sabah olup da akbabalar gökyüzünde siyah bir bulut gibi yayıldığında kartal dostumla akbabaların üstünden uçarak Mordor’a doğru yol alırken “Acaba Lordum ve yanındakiler neler şu an ne yapıyorlar?” diye düşünüyordum.
Devam edecek…
Teşekkür: Downvotecu kelimesi yerine downvoter kelimesinin kullanılmasını bana öneren u/SikiTuttunSaruman’a teşekkürler.
Not: Vakit buldukça görsel eklemeye çalışacağım, yazıyı bile kaç gündür yazıyorum anca dün tamamlayabildim. Görsellere pek vaktim kalmadı.
submitted by Cathessis to KGBTR [link] [comments]


2019.06.12 19:01 ixirlife İxirlife İle Nasıl Kritik Verilerinizi Güvendedir.

İxirlife İle Nasıl Kritik Verilerinizi Güvendedir.
Hemen hemen herkesin internete anında erişebildiği bir çağda, bulut tabanlı bir işletme yönetimi çözümü fikri korkutucu olabilir. Neyse ki, İxirlife, kritik verilere erişim kolaylığı ile işinizi güvende tutmak için daha sağlam güvenlik özelliklerine ihtiyaç duyulduğunu düşünerek oluşturulmuştur. İşletme sahiplerinin bilgileri üzerinde tam kontrol sahibi olmalarına yardımcı olmak için İxirlife’nin güvenlik özelliklerinden yalnızca birkaçını vurguladık.
İxirlife Güzellik merkezi programı Güvenlik Özellikleri
İxirlife, kritik verilerinizi hırsızlıktan korumak ve çeşitli yenilikçi özelliklerle hatalı davranmamak için tasarlanmıştır, böylece işletmenizde neler olup bittiğini her zaman kontrol edebilirsiniz.
IP Kısıtlamaları
Ekibinizin, işte olmadığında yazılıma tam olarak erişmesini istemiyor musunuz? IP Kısıtlamaları, kullanıcıların çalışma notları ve işlem geçmişi gibi hassas İxirlife verilerine olması gereken erişim seviyesini belirlemenizi sağlar. İxirlife, bir kullanıcının yazılıma nereden eriştiğini belirlemek için Internet IP adresini kullanır, böylece verilerinizi işinizin içinde güvende tutabilirsiniz.
İxirlife alanlarını gizle
İxirlife, güzellik salonu yazılımı belirli alanlarını gizlemenize izin verir, böylece ekibiniz var olduklarını bile bilmiyordur. Bu, maaş bordrosu gibi yönetime özgü alanlara erişimi sınırlamak veya yalnızca Randevu Defteri gibi belirli özelliklere erişmesi gereken kullanıcılar için karmaşayı sınırlamak için faydalı olabilir.
Uyarılar Günlüğü ve Yöneticisi
İxirlife'nin para iadesini gerçekleştirdiği, belirli bir özelliğe erişimini engellediği veya bir çalışanın erken saatte çalışmadığı zamanları bilmek ister misiniz? İxirlife, çok özel uyarıları ayarlamanızı ve yönetmenizi sağlar; böylece, Kayıt defterinde, çalışanlarınızla, güvenlik ayarlarınızda ve daha pek çok şeyde önemli bir şey olduğunda kısa mesaj veya e-posta ile bilgilendirilebilirsiniz.
Etkinlik Günlüğü
İxirlife, tüm kullanıcı işlemlerini izler ve günlüğe kaydeder, böylece çalışanlarınızın yazılım içinde ne yaptığını her zaman bilir. Etkinlik Günlüğü, müşteriler, işlemler, çalışanlar, veri değişiklikleri ve güvenlik gibi belirli kategorilerdeki bilgileri hedefleyerek günlükleri aramanıza izin verir.
İxirlife: Dünyanız Tek Bir Yerde.
Güzellik ve sağlık uzmanları ile inşa edilen tek gerçek bulut tabanlı iş yönetimi platformunu sunan İxirlife, bir işletmeyi işletmek ve büyütmek için ihtiyacınız olan her şeyi tek bir yerde sunar. Ortak görevleri kolaylaştırmaktan, müşterilerle bağlantı kurmaya, randevuları ayırmaya, sadakat programlarını yönetmeye, personel performansının daha iyi yönetilmesine yardımcıdır. İxirlife hakkında daha fazla bilgi için, www.ixirlife.com adresini ziyaret edin.
Hemen Satın Al : https://www.ixirlife.com/
submitted by ixirlife to u/ixirlife [link] [comments]


2019.05.27 09:47 seohocasi500 Yapay zeka nedir ve neden önemlidir?

Yapay zeka (AI), makinelerin deneyimlerden öğrenmesini, yeni girdilere uyum sağlamasını ve insan benzeri işler yapmasını mümkün kılar. Bugün duyduğunuz birçok AI örneği - satranç oynayan bilgisayarlardan kendi kendine sürüş arabalara - yoğun bir şekilde derin öğrenme ve doğal dil işlemeye dayanıyor . Bu teknolojileri kullanarak, bilgisayarlar büyük miktarda veri işleyerek ve verilerdeki kalıpları tanıyarak belirli görevleri gerçekleştirmek için eğitilebilir.Yapay zeka terimi, 1956'da icat edildi, ancak artan veri hacimleri, gelişmiş algoritmalar ve bilgi işlem gücü ve depolama alanındaki iyileştirmeler sayesinde AI bugün daha popüler hale geldi.
1950'lerde yapılan ilk AI araştırmaları, problem çözme ve sembolik yöntemler gibi konuları araştırdı. 1960'larda, ABD Savunma Bakanlığı bu tür çalışmalara ilgi duydu ve temel insani akıl yürütmeyi taklit etmek için bilgisayarları eğitmeye başladı. Örneğin, Savunma Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) 1970'lerde sokak haritalama projelerini tamamladı. Ve DARPA, Siri, Alexa veya Cortana'nın ev isimlerinden çok önce 2003'te akıllı kişisel asistanlar üretti.Bu erken çalışma, insan yeteneklerini tamamlamak ve güçlendirmek için tasarlanabilecek karar destek sistemleri ve akıllı arama sistemleri de dahil olmak üzere bugün bilgisayarlarda gördüğümüz otomasyon ve biçimsel akıl yürütmenin önünü açtı.Hollywood filmleri ve bilim kurgu romanları AI'yı dünyayı ele geçiren insan benzeri robotlar olarak tasvir ederken, AI teknolojilerinin şu andaki evrimi o kadar korkutucu değil - ya da çok akıllı. Bunun yerine, AI her sektörde birçok özel fayda sağlamak için gelişti.
submitted by seohocasi500 to u/seohocasi500 [link] [comments]


2019.02.10 15:52 TurkceHaberMerkezi Panik Atak Doktoru - Asım EREN

Panik Atak Doktoru, Arkadaşlar, saldırıdan bıktım. Ne zaman, nerede, ve ben saldıracağım bilmiyorum, bir an önce kurtulmak istiyorum. Selectra 50 mg alıyorum. Ama bir artı olarak, hızlı bir sonuç vermek için bir Psikolog tavsiye eder misiniz? Kısa bir süre içinde sorun ya da o hayatta mı? Bu hastalığı dört ila altı yıldır yaşadım ve korkutucu. Skrotum var. Ama ne yazık ki, sinir travmatize değilseniz, stres, anksiyete nedeniyle karakteristik çözüm uzun vadeli oluyo olduğunu. Bir takviye olarak psikoterapi mantıklı olabilir. Ankara'da yaşayan özel bir psikolog önerebilirim. Ben yemin 5 yıl var, ve her zaman stres baş yemek, ve her zaman stres, hiçbir insan ya da kalp EKG 50 kez EKG EKG ya da hiçbir boş demek onlar gondoryorlar me varya çırırmak uzerim hapları boş Vallas bakmak. Panik atak en yaygın anksiyete bozukluğudur. Panik atak tedavisi, benzodiazepinler, benzodiazepinler, benzodiazepinler, benzodiazepinler, benzodiazepinler, benzodiazepinler ve diğerleri de dahil olmak üzere çeşitli ilaçlara uzun süreli maruz kalmaya dayanır.

Panik Atak Doktoru

İstanbul New Century Üniversitesi psikoloji bölümü üyesi olmanın yanı sıra, psikoloji yardımcı doçent, saldırının, ilaç kullanımını minimum düzeyde tutarak bilişsel davranışçı terapi ile tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirtti. Doç. Dr. Kenan Eren, tek bir seansta bile gelişen vakaların olduğunu söyledi. Panik atak korkulan durumu yenmek için karşı karşıya kalmalıdır, belirten Kenan Eren, “hangi bir anksiyete anksiyete bozukluğu anlamına gelir, panik bozukluğu, ve korku, korku bir devlet. Ayrıca kamu panik bozukluğu bir panik atak olarak da bilinir; spontan, beklenmedik, yoğun korku kaynaklanan, nöbetler içeren nöbetler urku ile yılda birkaç günde birkaç arasında değişen nöbetler ile karakterize bir anksiyete bozukluğudur.

Panik Atak Tedavisi

Böyle bir karık nöbet oluşumu, nöbet tekrar gerçekleşecek korkulu beklenti ve kaçınma gibi karık bozukluğu üç bileşeni vardır. anoreksiya olan hastalar kalp krizi, inme, bayılma veya Delirme konusunda yoğun endişe duyuyorlar. panik atak en yaygın belirtileri nefes darlığı, çarpıntı, mide bulantısı, titreme, terleme, baş dönmesi, bayılma ve ölüm korkusu sayılabilir. bu semptomlar aniden başlar ve yoğunlaşır ve kişinin yoğun korku ve rahatsızlığa neden olur. Panik atak hastaları ortalama 10-12 seans geliştirir.
Kaynak: Panik Atak Doktoru
submitted by TurkceHaberMerkezi to u/TurkceHaberMerkezi [link] [comments]


2018.06.02 10:35 AutarchOfGoats Uber nedir

S.A. halk; son zamanlarda iyice genişleyen subreddit camiasının sonucu olarak kişisel keyif ve göt acısı pusulası ile konulara yaklaşan kesimlerin artışına şahit oldum, bu nedenle bazı gerçekleri artık gömülemeyecek yerlere yazma kararı aldım, bu birinci nüshası olsun;
1. Uber kendini öncelikle bir teknoloji şirketi olarak tanıtan, işine geldiği için internet üzerine yazılmış yasaların boşluğundan yararlanan bir taşıma şirketidir.
2. Uber medeni dünyanın önemli çoğunluğunda ya tamamen ya da belli şehirlerinde yasaklıdır.
3. UberX ve UberPOP aynı şeydir, yasadaki gri alanlardan yararlanmak için ortaya çıkartılmış farklılıktır.
4. Uber'in korkutucu derecede otoriteleri hiçe saymak gibi bir geçmişi vardır. Kendisi kooperatif olmak istediğini iddia etse de bu kooperasyon daha görülmemiştir;
örnek; - Uber fransız mahkemelerini brüksele yollamıştır kendini yasakladıkları için, brüksel götlerine basmıştır tabi dayağı. - Uber US ve UK gibi ülkelerde yasaya engel olmak için yazılmış olan "Greyball" u uygulamaktadır; polislere ait cihazları fişleyerek onlara orijinal appliaksyonu değil yanıltıcı appliaksyonu yüklemektedir. - Uber kendisinden taşımacılık lisansı almasını isteyen londradan çıkmıştır. Yani sadece lisans almayıp, çıkmakla kalmamış; aynı zamanda korsan olarak çalışmaya devam etmek için yasaya engel olma niteliğinde program dağıtmıştır.
5. Uber ülkede istihdam yaratmaz, sadece ya lisans satar, ya da komisyon alır; ülkeye döviz sokması imkanı yoktur, döviz çıkartır.
6. Uber, kendi iddiası aksine tece ye taşımacılık işi olarak vergi ödememektedir, aynı şekilde türkiye'de Uber idari muhattap bulundurmaya da soğuk bakmaktadır.
7. Uber zaten türkiye'de yasaktır, yasaklanan birşey yok, zaten yasak, korsan taşımacılık statüsünde.
he yanlış anlaşılmasın, taksiciden öte plaka sahiplerinin mafyöz olduğunu inkar eden yok, ama;
DEVLETİN ÜBERE GÖZ YUMACAĞINI bekliyorsanız, bunun olması gerektiğini iddia ediyorsanız, kişisel keyfiniz sizi iyi yanıltıyor.
sağlıcakla kalın.
p.s: cevaplarda mümkünse göt deliğinizi sıkıp retorik sıçmayın 40 yılda bir
submitted by AutarchOfGoats to Turkey [link] [comments]


2017.11.19 11:20 Darth_S0t0TR Ütopya hakkında düşüncelerim

Ütopyalar, bugün gerçekleşmesi imkânsız toplum tasarımlarıdır. Ütopyalar üzerine görüşler iki biçimde ortaya çıkmıştır. Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır. "Bireyler ve devletin müthiş bir uyum içinde yaşadığı hayal ürünü ülke" olarak tanımlanır. Genellikle bu millet çok kültürlülüğü çok dilliliği savunur kimin hangi dili konuştugu anlaşılmamalı devlet dairelerinde herkes kafasına göre istediği dili konuşabilmeli istediği dilde yazabilmeli demokratik olmalıyız çok demokratik olmalıyız eğer bir ülkenin anayasasın da kürt kimliği tanınmıyorsa o ülke demokratik değildir eğer ülkeler demokratik olmak istiyorlarsa evvela kürt kimliğini tanımalı devlet ise çok hücreli bölünerek çoğalan bir ülke olmalı şayet demokratik bir rejim istiyorsanız haa ben türküm dersen o ülkede faşist olursun aman ha kürtüm dersen senden mutlusu yok senden sosyalisti solcusu yok
submitted by Darth_S0t0TR to Turkey [link] [comments]


2016.12.18 22:15 Shulkster [Turkish -> English] This facebook post one of my turkish friends liked. Is it pro or contra Erdogan? (long)

Dont need a FULL translation, just the gist of it and as the title said if its pro or contra Erdogan. Thanks in advance!
Türkiye'de vatan hainliği yapan sapı bizden Baltalara ithaf olunur🌎DÜNYA ŞOKTA !🌍 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷 ⭕-AMERİKA : ERDOĞANI İNDİREBİLSEYDİK MÜSLÜMANLAR KAYBEDECEK BİZ KAZANACAKTIK.PLANI ERDOĞAN VE TÜRKLER BOZDU.40 YILLIK YAPILANMA 4 SAATTE BİTTİ. ⭕-İSRAİL : BÜYÜK PROJEMİZ BOZULDU.ERDOĞANIN NE YAPTIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL ÖNCE İSRAİLE SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU.TÜRKLER KORKUTUCU. ⭕-İNGİLTERE : BÜTÜN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN YÖNETİMİNİ DEĞİŞTİRDİK.ERDOĞAN TEK BAŞINA MEYDAN OKUYOR.PLANLARIMIZ OLMADI.TÜRKLER ÇOK CESUR. ⭕-ALMANYA : ERDOĞANLI TÜRKİYENİN BÜYÜMESİNE ENGEL OLAMIYORUZ.TÜRKLER DURDURULAMIYOR. ⭕-FRANSA : ERDOĞAN 10 YIL DAHA DEVAM EDERSE AVRUPA TÜRKİYENİN ÇOK GERİSİNDE KALACAK. ⭕-ERMENİSTAN : TÜRKLERİN BÜYÜMESİ KORKUTUCU.DÜNYAYA MEYDAN OKUYORLAR.ÖLMEKTEN KORKMAYAN TEK MİLLET. BİRİLERİ TÜRKLERİ DURDURSUN ARTIK. ⭕-ÇİN : TÜRKLER BİZİ DE YENMİŞLERDİ.ŞİMDİ ORTADOĞUYA HÜKMEDİYORLAR.ERDOĞAN ÇOK CESUR. ⭕-ÇEÇENİSTAN : TÜRKLERİ KİMSE YENEMEZ.ESİR ALAMAZ.ŞEHİT OLMAK İÇİN BİRBİRLERİYLE YARIŞIYORLAR.AMERİKAN İŞGALCİLERİNİ BİR GECEDE YOK ETTİLER. ⭕-TÜRKMENİSTAN : TÜRKİYE DÜNYAYI YÖNETİYOR.HER ÜLKEDE SÖZ SAHİBİ ERDOĞAN DÜNYA LİDERİ OLDU. ⭕-AZERBEYCAN : TÜRKİYEDEN BAŞKA LİDER ÜLKE TANIMAYIZ.ERDOĞAN NE İSTERSE YAPMAYA HAZIRIZ. ⭕-LÜBNAN : BİZ DARBECİLERDEN KAÇTIK.TÜRKLER ÖLÜM PAHASINA ÜSTLERİNE GİTTİ.BU MİLLETİN YENİLMESİ İMKANSIZ.AMERİKA İŞGALİNİ YOK ETTİLER. ⭕-KATAR : ERDOĞAN ÇOK CESUR.ÖNCE İSRAİL SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU.TÜRKİYENİN YANINDAYIZ.EKONOMİK OLARAK NE İSTERSE YAPARIZ. ⭕-SUUDİ ARABİSTAN : MÜSLÜMANLARIN DUASI ERDOĞAN VE TÜRKİYEYE KOCAMAN YÜREKLİ İNSANLAR.ALLAH YARDIMCILARI OLSUN.KAHRAMAN BİR MİLLET. ⭕-RUSYA : ERDOĞAN İŞGALCİLERİN PLANLARINI BOZDU.TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK ZORUNDAYIZ. TÜRKLER ÇOK CESUR TANKA MERMİYE KARŞI ÖLÜME KOŞTULAR.TÜRK MİLLETİ KAHRAMANCA İŞGALCİLERİ YOK ETTİ.TÜRKLER VATANLARI İÇİN ÖLÜME GİDERLER. ⭕-PAKİSTAN : ERDOĞAN BİZİ YÖNETSİN 5 YILDA DÜNYAYA HÜKMEDERİZ.TÜRKLER BİR SÖZÜYLE ÖLÜME KOŞTULAR ⭕-TÜRKİYE : BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ.BÜTÜN ETAPLARINIZLA GELİN.ŞEHİT OLMAK İÇİN BEKLEYEN MİLYONLAR VAR. BAĞIMSIZLIĞIMIZ İÇİN HERKESLE SAVAŞIRIZ.ÖLÜRÜZ YİNEDE TESLİM OLMAYIZ İŞGALCİLERE.DÜNYA TİTREYECEK TÜRK DESTANI YENİDEN YAZ
submitted by Shulkster to translator [link] [comments]